
O gün eve döndük ama ev artık ev değildi. Duvarlar üstüme geliyordu. Güven dediğim şey yerle bir olmuştu. Benim için mesele para değildi. Birlikte verdiğimiz kararların hiçe sayılmasıydı. Yüzüme bakarak yalan söylemesiydi.
Sonraki günler konuşmadık. O kendini savundu. “Ailemdir” dedi. “Geri verir” dedi. Ama sesinde inanç yoktu. Ben ise her sabah işe gidip her akşam aynı koltuğa oturup duvara baktım. Kendimi aptal gibi hissettim. Körü körüne güvenmiştim.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu anlıyorum: İnsan bazen en yakınındakinden darbe alıyor. Yabancıdan değil. Biriktirdiğim altınlar gitti. Ama asıl kaybettiğim şey, yıllarımı verdiğim bir evliliğe olan inancımdı.
Hâlâ otuzlu yaşlardayım. Hayat bitmedi diyorlar. Ama içimde bir şey kırıldı. Onu ne zaman, nasıl onarırım bilmiyorum. Bildiğim tek şey şu: O altınlar belki bir gün geri gelir. Ama kaybolan güven, bir daha asla eskisi gibi olmuyor.