Genç garson o gece çok yorulmuştu. Restoranda saatlerce ayakta kalmış, onlarca masaya servis yapmıştı. Normalde gece vardiyası yapmamaya özen gösterirdi ama o gün bir iş arkadaşı ondan rica edince onu kıramamıştı. Saat gece 01.00 sularında restorandan çıktığında sokaklar neredeyse tamamen boştu.
Evine gitmek için her zamanki yolu kullanmak zorundaydı. Ancak bu yol, uzun ve dar bir sokaktan geçiyordu. Şehrin pek güvenli olmayan bir semtiydi. Gündüzleri bile insanın içini huzursuz eden bu sokak, geceleri çok daha ürkütücü görünürdü.
Sokağın başına geldiğinde genç kadın bir an durdu. Çantasını açıp anahtarlarını çıkardı ve parmaklarının arasına sıkıştırdı. Bu alışkanlığı çocukluğundan beri vardı. Aslında bunun gerçek bir savunma olmadığını biliyordu ama en azından kendini biraz daha güvende hissetmesini sağlıyordu.
Derin bir nefes aldı ve yürümeye başladı. Sokak bomboştu. Sessizlik o kadar yoğundu ki ayak sesleri duvarlardan yankılanıyordu.
Birden çöp konteynerlerinin altından kocaman siyah bir kedi fırladı. Genç kadın korkuyla irkildi. Kalbi hızla atmaya başladı ama birkaç saniye sonra bunun sadece bir kedi olduğunu anlayınca kendini toparladı.
“Boş yere korktum,” diye mırıldandı ve yürümeye devam etti.
Sokağın yaklaşık yarısını geçmişti ki karanlığın içinden iki siluet çıktı. Adamlar tam yolun ortasında duruyordu. Sanki onu bekliyorlarmış gibiydi.
Yaklaştıkça ikisinin de iri yapılı olduğu anlaşılıyordu. Kolları dövmelerle kaplıydı ve yürüyüşlerinden sarhoş oldukları belliydi.
İçlerinden biri çarpık bir gülümsemeyle konuştu.
“Merhaba güzelim… Bu saatte nereye böyle?”
Genç kadın cevap vermedi. Sadece yanlarından geçip gitmeye çalıştı. Ama adamlar hemen bir adım öne atıp yolunu kapattı.
Tam o sırada adamlardan biri onun elindeki anahtarları fark etti.
Arkadaşına dirsek atıp kahkaha attı.
“Şuna bak… bununla kendini savunacağını mı sanıyor?”
İkisi de alay ederek gülmeye başladı.
“Ciddi misin?” dedi diğeri. “Anahtarlarla bizi mi durduracaksın?”
Genç kadın sessiz kaldı ama kalbinin hızlandığını hissediyordu.
Bir anda adamlardan biri sert bir sesle konuştu.
“Ceketini çıkar. Ceplerindeki her şeyi ver. Telefon, para… hepsi.”
Genç kadın birkaç saniye onları süzdü. Korkuyordu ama geri adım atmak istemedi.
“Size hiçbir şey vermeyeceğim,” dedi sakin ama kararlı bir sesle.
Bu söz her şeyi değiştirdi.
Adamların yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu. Gözleri öfkeyle doldu.
İçlerinden biri hızla yaklaşıp genç kadının ceketinin yakasından tuttu ve onu sertçe kendine çekti.
“İyi dinle,” diye hırladı.
“Şimdi bize her şeyi vereceksin. Yoksa bu senin için kötü bitecek.”
O anda iki adam da durumun tamamen kontrol altında olduğunu düşünüyordu.
Ama birkaç saniye sonra olacakları hiçbir şekilde tahmin edemezlerdi.
Tam o sırada sokağın derinliklerinden ağır adımların sesi duyuldu.
Adamlar başlarını çevirip baktılar.
Karanlıktan büyük bir köpek ortaya çıktı. Siyah, güçlü ve kaslıydı. Gözleri karanlıkta parlıyordu.
Köpek yavaşça yaklaşıyor, hırlıyordu.
Genç kadın bir anda nefesini tuttu.
Adamlar önce güldü.
“Bir köpekten mi korkacağız?” dedi içlerinden biri.
Ama köpek birkaç adım daha yaklaştığında gülüşleri yavaşça kayboldu.
Hayvanın duruşu farklıydı. Sıradan bir sokak köpeği gibi görünmüyordu. Son derece dikkatli ve kontrollü hareket ediyordu.
Köpek aniden yüksek sesle havladı.
Ses dar sokakta yankılandı.
Adamlar istemsizce geri çekildi.
“Hey… çek şunu!” diye bağırdı biri genç kadına.
Ama kadın hiçbir şey yapmadı. Çünkü köpek ona değil, adamlara odaklanmıştı.
Köpek bir adım daha attı ve dişlerini göstererek hırladı.
Bu kez adamlardan biri gerçekten tedirgin oldu devamı icin sonrki syfaya gecinz...