Ertesi sabah, güneş beklenmedik bir şekilde yüzünü gösterdi. Servet tamirhaneyi açarken uzaktan gelen bir motor sesi duydu. Ama bu ses alıştığı türden değildi. Sessiz, güçlü ve pürüzsüzdü. Başını kaldırdığında gözlerine inanamadı.
Tamirhanenin önünde, simsiyah, lüks bir araba durmuştu. Camları yavaşça indi. Direksiyondaki kişi… dünkü kadındı. Ama bu kez üzerindeki kıyafetler, duruşu, bakışı bambaşkaydı.
Servet şaşkınlıkla yaklaştı. “Abla…?”
Kadın gülümsedi. “Usta, dün bana yaptığın iyiliğin karşılığını vermeye geldim.”
Arabanın arkasından takım elbiseli bir adam indi. Elinde bir zarf vardı. Kadın konuşmaya başladı:
“Ben Zeynep Demir. Bursa’da bir otomotiv firmasının sahibiyim. Dün kullandığım araba, çalışanlarımdan birinin eski arabasıydı. Bilerek öyle geldim. İnsanların zor zamanda kim olduklarını görmek istedim.”
Servet’in dili tutulmuştu.
Zeynep devam etti:
“Param olmadığını söylediğimde yüzünü gördüm. Senin de zor durumda olduğunu fark ettim ama yine de yardım ettin. Hiç tereddüt etmedin.”
Takım elbiseli adam zarfı uzattı. “Bu, annenizin tedavi masrafları için. Ayrıca…”
Zeynep etrafına baktı. “Bu tamirhane… senin emeğin, dürüstlüğün. Sana bir teklifim var. Firmamızda baş usta olmanı istiyorum. Maaş, sigorta, her şey dahil.”
Servet’in gözleri doldu. Yıllardır ilk kez biri ona sadece bir tamirci değil, bir insan gibi davranıyordu.
“Ben… bilmiyorum…” diyebildi.
Zeynep gülümsedi. “Bilmen gereken tek şey şu: Dün yaptığın iyilik, bugün senin kaderini değiştirdi.”
Servet eve koşarak gitti. Annesinin elini tuttu. “Anne,” dedi titreyen bir sesle, “ilaçlar tamam.”
Fatma Hanım oğlunun yüzüne baktı, gülümsedi. “Ben biliyordum,” dedi. “Senin kalbin temiz oğlum. Allah kimseyi karşılıksız bırakmaz.”
Aylar geçti. Servet artık modern bir serviste çalışıyordu ama eski tamirhanesini kapatmadı. Haftada bir gün, ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerinin arabalarını tamir ediyordu. Çay kutusu hâlâ çekmecedeydi ama içi doluydu. O 500 lira ise hiç harcanmadı. Servet onu sakladı.
Çünkü o para, onun en karanlık günlerinde bile iyiliği seçtiğini hatırlatan bir simgeydi.
Ve Servet artık şunu biliyordu:
İyilik, bazen bir motoru değil, bir hayatı çalıştırır.