Uçak, sabahın erken saatlerinde havalanmaya hazırlanıyordu. İçerisi hala tenhaydı, yolcular yavaşça uçağa binip yerlerini alıyordu. Birkaç kişi valizlerini yerleştiriyor, diğerleri ise uçuştan önce rahatlamak için yerlerine oturuyordu. Uçak içi ışıkları, yavaşça soluk bir maviye dönüşerek, güneşin ufuktan ilk ışıklarıyla birleşen gökyüzüne doğru yöneldi.
Hamile kadın, uçağın kapısından içeri adım attığında içindeki huzursuzlukla birlikte, havadaki deniz tuzu kokusunu fark etti. O an, her şeyin sakin, normal olduğunu düşündü. Zihninde, her şeyin her an kontrol edilebileceği ve hayatta her şeyin yolunda gideceği umuduyla tek bir düşünce vardı: "Bu yolculuk, hayatımın en mutlu yolculuğu olacak."
Kadın, yürürken birinin omzuna çarptı. Başını kaldırdığında, bir adamla göz göze geldi. Adam, kendine güvenen, derin bakışlı, kararlı biriydi. Gözleri, kadınınkilerle kısa bir süreliğine kesişti ve kadın kendini birden garip bir şekilde rahatsız olmuş hissetti. Adam, dudaklarını hafifçe bükerken bir şeyler mırıldandı. Kadın başını hızla çevirdi ve cam kenarına doğru ilerlemeye başladı. Yerini buldu, koltuğuna oturdu, kemerini taktı. Derin bir nefes aldı.
Adam ise, kadının birkaç sıra ilerisinde durdu, bakışlarını ona yönlendirdi. Gözleri, bir şeyler saklıyordu, ama kadın buna dikkat etmedi. O an kafasını rahatlatmayı, yalnızca birkaç saat boyunca huzur içinde uçmayı istiyordu. O kadar meşguldü ki, camdan dışarıyı izlerken, yanındaki boş koltuğa hiç bakmadı.
Bir süre sonra, uçak hareket etmeye başladı. Kadın, derin bir nefes aldı, gözlerini tekrar dışarıya dikip, minik karnını okşayarak, her şeyin geçeceğini, her şeyin iyi olacağını düşündü. Ancak, yolculuk biraz ilerledikten sonra, sırtında bir gerginlik hissetti. Bir gariplik vardı, bir şeylerin eksik olduğunu düşündü.Devamı sonrki syfda..