
Fikret, fabrikanın soğuk koridorlarından geçerken duvarlara çarpıp yankılanan makine uğultusunu duydu. Bu ses ona gençliğini hatırlatıyordu; kalın eldivenlerle cıvata sıkarken duyduğu ritmik metal notaları… Bir an için, yılların yükünü omuzlarından kalkmış gibi hissetti. Fakat hemen ardından, genç işçilerin bakışları onu bugüne geri çekti. Fısıldaşmalar kulağına çalındı:
“Bu yaşta ne yapacak ki?”
“Tamir işine mi bakacak? Hah!”
“Baksana, doğru düzgün yürüyor mu o bile belli değil…”
Fikret hiçbir şey söylemedi. Yıllar ona, gururunu sessizliğin ardında saklamayı öğretmişti.
Atölyeye girdiğinde karşısına çıkan ilk kişi, bakım şefi olan Yalçın’dı. Yalçın, gri önlüğünün cebine kalemi sıkıştırırken Fikret’in dosyasına şöyle bir bakıp dudak büktü.
“Fikret Bey… Evet, sizi duydum. Bugün ufak tefek işler yaparsınız. Fazla zorlamayın kendinizi. Makineler gençlere göre.”
“Merak etmeyin,” dedi Fikret sakin bir gülümsemeyle. “Elimden geleni yaparım.”
Ama ne dosyasına ne de sözlerine gerçekten değer verildiğini hissediyordu.g'rsele ilerlyn devamı sonrki syfada..