
lif başını salladı. “Daha bitmedik. ‘Be’ harfini öğreniyorduk!”
Murat derin bir nefes aldı ve hayatında belki de ilk kez gerçekten durup düşündü.
“Peki, o zaman,” dedi yumuşak bir sesle. “Dersinizi bitirin.”
Adam şaşırdı. “Beyefendi, isterseniz hemen çekilebilirim. Amacım rahatsız etmek değildi.”
Murat başını salladı. “Hayır, aksine… Size teşekkür etmem gerekiyor.”
Bir Hafta Sonra
Murat, lüks ofisinde camdan dışarı bakarken düşüncelere dalmıştı. Elif, o günden beri sürekli “Kemal Amca’nın yeni dersine ne zaman gidiyoruz?” diye soruyordu. Murat ise bu karşılaşmanın tesadüf olamayacağını hissediyordu.
Sonunda karar verdi.
Dışarı çıktı, adamı bulduğu sokağa doğru yürüdü. Kemal, kaldırımın kenarında, eski defterine bir şeyler karalıyordu. Murat yaklaştı.
“Kemal Bey,” dedi nazikçe. Adam başını kaldırdı ve şaşırdı.
“Murat Bey…?”
Murat bir dosya uzattı. İçinde temiz kıyafetler, bir kimlik yenileme formu ve bir kira sözleşmesi vardı.
“Sizin gibi bir öğretmenin sokakta değil, sınıfta olması gerekiyor,” dedi Murat. “Eğer kabul ederseniz, şirketimin sosyal sorumluluk projesinde eğitim koordinatörü olarak işe başlayabilirsiniz. Üstelik kalacak güzel bir ev de ayarladım.”
Kemal’in gözleri doldu. Titreyen bir sesle, “Ben… buna layık mıyım bilmiyorum,” diyebildi.
Murat gülümsedi. “Siz benim kızıma hayatındaki en değerli armağanı verdiniz: bilgiye açılacak kapıyı. Bu iyiliği geri ödemek benim görevim.”
O an, Elif koşarak Kemal’in yanına geldi ve boynuna sarıldı.
“Kemal Amca, bugün ‘ce’ harfini öğrenecek miyiz?” diye sordu.
Kemal gözyaşlarını saklamaya çalışarak gülümsedi.
“Evet Elif. Bugün yeni bir sayfa açıyoruz.”
SON
Ve böylece, bir sabahın tesadüf gibi görünen buluşması; bir kızın eğitim tutkusunu, bir adamın hayatını ve bir öğretmenin kaderini tamamen değiştirdi.
Çünkü bazen, en büyük mucizeler, sadece bir kitabın sayfasını çevirmekle başlar.