Başım dönmeye başladı. Üç yıl önce… aynı şehir… aynı tarih…
Eşimle birbirimize baktık. Defne’nin hastanede öldüğü günleri düşündüm. Yoğun bakım, koşuşturmalar, imzalar… O süreçte neleri sorgulamıştık ki? Bize gösterilen bedenin gerçekten Defne olduğundan nasıl emin olmuştuk? O an aklıma gelmeyen sorular şimdi beynimi kemiriyordu.
Resmi yollara başvurduk. DNA testi için izin alındı. Günler geçmek bilmedi. Elif, Kübra’dan bahsediyor, onunla arkadaş olmak istediğini söylüyordu. Ben ise her gece aynı kabusu görüyordum: Hastane koridorunda koşuyorum ama odaların numaraları değişiyor.
Sonuç geldiğinde ellerim titriyordu. Zarfı açarken kalbimin sesini duyabiliyordum.
Kübra, biyolojik olarak bizim kızımızdı.
Dünya bir anlığına sustu. Defne ölmemiş miydi? Yoksa bize gösterilen çocuk başka biri miydi? Hastaneye gittik, eski kayıtlara ulaştık. O dönem aynı gün, aynı serviste iki kız çocuğu daha varmış. İsim benzerliği ve yoğunluk… Kayıtlarda karışıklık ihtimali olduğu ortaya çıktı. Resmi soruşturma başlatıldı.
Gerçek yavaş yavaş netleşti: O kaos içinde, bize yanlış bilgi verilmişti. Defne sandığımız çocuk başka bir aileye aitti. Biz yas tutarken, bizim kızımız devlet korumasına alınmış, sonra evlatlık verilmişti.
Kübra’nın — yani Defne’nin — evlatlık ailesi yıkılmıştı ama gerçeği inkâr etmediler. Onu sevmişlerdi; biz de seviyorduk. En zor karar buydu: Onu bir anda hayatından koparmak mı, yoksa birlikte bir yol bulmak mı?
Uzun konuşmalar, gözyaşları, uzman görüşleri… Sonunda Defne iki aileli bir çocuk oldu. Resmen bize döndü ama evlatlık anne babası hayatından çıkmadı. Çünkü sevgi bölünmüyordu; çoğalıyordu.
Elif ilk kez “Ablam geri geldi” dediğinde, içimde üç yıldır kapalı duran bir kapı aralandı. Defne’ye sarıldığım gün, yasımın yerini tuhaf bir huzur aldı. Kaybettiğimi sandığım çocuğum aslında hayattaydı — sadece yanlış bir karanlığın içinde kalmıştı.
Okulun o ilk günü, Ayşe Öğretmen’in tek bir cümlesi hayatımızı değiştirmişti: “İki kızınız da çok iyi gidiyor.”
Evet. Artık gerçekten iki kızım vardı. Ve bu kez, hiçbirini bırakmaya niyetim yoktu.