
ONU KURTARMAYI REDDETTİLER… TA Kİ BÖLÜM ŞEFİ BOYNUNDAKİ KOLYEYİ GÖRENE KADAR
Onu acil servise gece yarısına doğru getirdiler.
Genç bir kız. Bilinci kapalı. Üzerinde hiçbir belge yok.
Ambulans hızla ayrıldı — sanki bir saniye bile kalmak istemiyordu.
— Yine bir evsiz, — diye yorgun yorgun mırıldandı doktorlardan biri.
— Alkol kokusu var mı?
— Yok gibi… ama uğraşacak zaman da yok.
Gece çok ağırdı. Odalar dolu, her yer bağırış çağırış, acil ameliyatlar…
Kızı koridora yatırdılar. Serum taktılar. “Sabaha kadar.”
İnlemiyordu. Kımıldamıyordu.
Sadece bazen parmakları kasılıyordu, sanki uykusunda bir şeye tutunuyormuş gibi.
— Bununla kim ilgilenecek? — diye sinirle sordu hemşire.
Cevap gelmedi.
Sabaha karşı durumu daha da kötüleşti. Tansiyonu düşüyordu.
Ama dosyasına hâlâ kimse bakmamıştı.
— Sigortası yok. Yakını yok.
— Burası hayır kurumu değil.
Bölüm şefi gece nöbetini kontrol etmek için aşağı indiğinde, neredeyse yanından geçip gidecekti.
Ta ki boynundaki ince zinciri fark edene kadar.
Durdu.
Biraz daha yaklaştı.
Ve bir anda beti benzi attı.
— Bu… bu olamaz… — diye fısıldadı.
Kolye basitti. Eskiydi. Yıpranmıştı.
Üzerinde zor seçilen bir kazıma olan küçük, gümüş bir madalyon parçası gibiydi
Titreyen parmaklarıyla açtı.
İçinde minicik bir fotoğraf vardı.
Ve nefesini kesen bir yazı:
“Bunu görüyorsan, demek ki hayatta kalamadım. Affet beni. Anne.”
Bölüm şefi bir adım geri çekildi daha sonra yaptığı ise...
.