Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
Genç adam 60 yaşındaki kadınla evlendi ama hayatının bu durum değiştirecekti

Genç adam 60 yaşındaki kadınla evlendi ama hayatının bu durum değiştirecekti

Yazar: admin • 26.12.2025 00:10

Genç adam, herkesin fısıltıyla konuştuğu o evliliğe başından beri farklı bir gözle bakıyordu. Altmış yaşındaki, Arap kökenli, çok zengin bir dul kadın… Aşk yoktu. Sadece sabırla beklenmesi gereken büyük bir miras vardı. Kadının yaşı, hastalıkları ve felçten sonra neredeyse yürüyemez hâli, onun için bu evliliği katlanılabilir kılıyordu.

Nikâh sessiz sedasız yapıldı. Ne müzik vardı ne de kalabalık. Gelin, baştan ayağa kapalıydı. Ağır ipek başörtüsü yüzünü tamamen gizliyor, gözleri yerden hiç kalkmıyordu. Tek bir kelime bile etmedi. Gelenekler böyleydi.

Düğün gecesi, geniş ve loş yatak odasında yalnız kaldılar. Genç adam, yaşlı kadına yaklaşmak istemedi. Kanepeye uzandı, yüzünü duvara döndü ve uyuyormuş gibi yaptı.

Oda sessizdi. Sadece gecenin içinden süzülen şehir ışıkları ve kadının varlığını hissettiren o garip sessizlik…

Bir süre sonra, hafif bir hareket hissetti. Gözlerini aralamadan dinledi. Kadın yavaşça ayağa kalkmıştı. Genç adam, fark edilmediğini düşünerek göz kapaklarını milim milim araladı.

Yaşlı kadın aynaya doğru ilerledi. Etrafına bakındı, kocasının uyuduğundan emin olunca başörtüsünü çözmeye başladı.

İşte tam o anda…

Genç adamın kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Gördüğü şey, aklının almayacağı, onu soğuk bir korkuya sürükleyen bir manzaraydı.

Donup kaldı. Nefes alamadı.

Ve o an anladı…
Bu evlilikte hiçbir şey göründüğü gibi değildi.

Aynadaki yansımayı gördüğüm an, içimde bir şey koptu. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, sesini duyacak diye korktum. Gözlerimi hemen kapatamadım. Sanki bir mıknatıs gibi bakmaya zorlandım.

Başörtüsü omuzlarından kaydığında, yıllardır felçli olduğunu düşündüğüm o bedenin… dimdik durduğunu fark ettim. Omuzları çökük değildi. Sırtı kambur değildi. Aksine, şaşırtıcı derecede güçlü ve düzgündü. Aynada gördüğüm kadın, gündüzleri yatağa mahkûm gibi davranan o yaşlı kadın değildi.

Ama asıl dehşet, yüzünü gördüğümde başladı.

Cildi pürüzsüzdü. Beklediğim gibi kırışık, solgun ya da yaşlı değildi. Gözlerinin altındaki çizgiler neredeyse yoktu. Aynaya dikkatle baktı, yüzünü eliyle yokladı, sonra dudaklarında tuhaf bir gülümseme belirdi. O gülümseme… içimi buz gibi yaptı. Çünkü o, hasta bir insanın gülümsemesi değildi. Bilinçliydi. Kendinden emindi.

Nefesimi tuttum. Kanepeye gömüldüm. Uyuyormuş gibi yapmaya devam ettim ama beynim çığlık atıyordu.

“Bu mümkün değil,” diye geçirdim içimden. “Felçliydi. Doktorlar öyle demişti. Herkes öyle biliyordu.”

Kadın aynanın karşısında biraz daha durdu. Sonra yavaşça bana döndü. Gözlerimi kapalı tuttum ama onu hissediyordum. O an, bakışlarının üzerimde gezindiğinden emindim. Sanki uyuyup uyumadığımı kontrol ediyordu.

Bir adım attı. Sonra bir adım daha.

Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Eğer biraz daha yaklaşırsa, titrediğimi fark edecekti. Kendimi zor tuttum. Nefesimi düzenlemeye çalıştım.

Tam o sırada, durdu.

Bir süre sessizlik oldu. Ardından, hiç beklemediğim bir şey yaptı. Yavaşça yere çömeldi. Ellerini dizlerine koydu ve derin bir nefes aldı. O anda anladım ki bu bir rol değildi. Gün içinde oynadığı zayıf, güçsüz kadın rolü… bilinçli bir oyundu.

Bir süre sonra tekrar ayağa kalktı. Bu kez gardırobun önüne gitti. Kapakları sessizce açtı. İçinden, daha önce hiç görmediğim kıyafetler çıkardı. Koyu renkli, sade ama pahalı kumaşlar. Onları incelerken yüzündeki ifade değişti. Artık yaşlı bir kadın değil, plan yapan biri vardı karşımda.

O gece bana dokunmadı. Yatağa da gelmedi. Işığı kapattı ve odanın diğer tarafında, bir koltuğa oturdu. Sabaha kadar uyumadığını biliyorum. Çünkü ben de uyuyamadım.

Ertesi gün, güneş doğduğunda, yine o tanıdık hâline büründü. Bastonunu aldı, adımlarını sürükledi, yüzüne yorgun ve boş bir ifade yerleştirdi. Hizmetliler geldiğinde, herkes onu felçli, güçsüz bir kadın olarak gördü. Bana bakıp sessizce başını eğdi. Sanki gece yaşanan hiçbir şey olmamıştı.

Ama olmuştu.

Ve ben artık bunu biliyordum.

Günler geçtikçe, daha fazla şey fark etmeye başladım. Geceleri odasında yürüdüğünü, bazen telefonda fısıltıyla konuştuğunu, bazen de aynanın karşısında saatlerce durduğunu… Gündüzleri ise yine aynı rol: titreyen eller, yavaş adımlar, bitkin bakışlar.

Bir gece cesaretimi topladım. Onu takip etmeye karar verdim.Devamı sonrki syfda..

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress