
Bir mesaj beni dondurdu: "Bir şeyden şüpheleniyor. Dikkatli olmalıyız." Matthew ilişkiden şüphelenmiş miydi? Ashley'le bu konuda yüzleşmiş miydi? "Kazası" gerçekten sadece bir kaza mıydı, yoksa daha uğursuz bir şey miydi? Zihnim imaları kabul etmeyi reddetti ama şüphe tohumları iyice ekilmişti.
Gözlerimde yaşlar birikti; oğlum için duyduğum üzüntü ve ihanetin verdiği öfkenin karışımıydı bu. Ailemize kollarını açarak kabul ettiğim Ashley bunu nasıl yapabildi? Ve içinde ne olabileceğini bile bile battaniyeyi fırlatıp atacak kadar nasıl duyarsızlaşabildi?
Bunu kendime saklayamayacağımı biliyordum. Gerçeği öğrenmem gerekiyordu. Peki bunu kime emanet edebilirdim? Polise mi? Özel bir dedektife mi? Karar vermek benim için çok zordu. Bu keşif her şeyi altüst etme potansiyeline sahipti, ama oğlumun başına gelenlerin gerçeğiyle yüzleşmeye dayanabilir miydim?
Telefonu elimde tutarken, bu teknoloji parçasının geçmişi anlamanın ve Matthew için adaleti sağlamanın anahtarı olabileceğini fark ettim. Sadece kendim için değil, babasıyla ilgili gerçeği bilmeyi hak eden Isabella için de güçlü olmalıydım.
Odamda otururken, bir zamanlar rahatlatıcı olan duvarlar artık yabancı ve soğuk gelirken, sessiz bir yemin ettim. Nereye varırsa varsın, bu işin aslını öğrenecektim. Matthew huzuru, Isabella ise annesinin günahlarından arınmış bir geleceği hak ediyordu. Telefonu dikkatlice yatağa geri koydum. Yarın, cevap arayışıma başlayacak ve oğlumun trajik ölümünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için hiçbir şeyden çekinmeyecektim.