“Altı kişiydik. Hepimiz yaralıydık. Eğer o geri dönmeseydi… bugün burada hiçbirimiz olmazdık.”
Boğazım düğümlendi.
“Peki neden bunu bana hiç anlatmadı?” diye fısıldadım.
Yaşlı adam Kemal’in fotoğrafına baktı.
Sonra yavaşça cevap verdi.
“Çünkü ona göre kahramanlık… anlatılacak bir şey değildi.”
Sessizlik oldu.
Salonda artık neredeyse kimse kalmamıştı.
Adam cebinden küçük bir zarf daha çıkardı.
“Bunu da yıllarca sakladı,” dedi.
Zarfı açtım.
İçinde Kemal’in el yazısıyla yazılmış kısa bir not vardı.
Titreyen gözlerle okumaya başladım.
“Sevgili eşim,
Eğer bu kutu bir gün sana ulaşırsa, bil ki ben sadece görevimi yaptım. Ama hayatım boyunca en büyük şansım, eve döndüğümde seni bulmaktı.
Gerçek kahramanlık savaş meydanında değil…
Bir insanla 75 yıl boyunca aynı sofrada oturabilmektir.”
Gözlerim doldu.
Kemal’in hayatı boyunca sakladığı sırrı o gün öğrendim.
Ama aslında o gün anladım ki…
Benim bildiğim Kemal zaten en büyük kahramandı.
Çünkü bazı insanlar savaşta kahraman olur.
Ama çok azı…
Hayatın içinde kahraman kalmayı başarır.