Ayşe ayağa kalkmıştı.
Yavaşça mikrofonu aldı.
Salon sessizleşti.
Ayşe birkaç saniye etrafa baktı. Sonra elbisesinin dantel kısmını tuttu.
“Bu elbiseye gülüyorsunuz,” dedi sakin ama güçlü bir sesle.
Kimse konuşmadı.
“Bu elbise mağazadan alınmadı. Çünkü bu elbise bir gecede yapılmadı.”
Herkes dikkatle dinliyordu.
“Bu elbise,” dedi, “bir yıl boyunca gece yarıları örüldü. Ben uyurken, o garajda oturup ilmek ilmek işledi.”
Sonra bana baktı.
“Her ilmekte sabır var. Her desenin içinde sevgi var.”
Salon tamamen sessizdi.
“Birçok insan pahalı şeyler alabilir,” dedi. “Ama herkes bir yılını sevdiği birine hediye edemez.”
Sonra gülümsedi.
“Bu yüzden hayatımda giydiğim en değerli elbise bu.”
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra alkış başladı.
Önce çocuklarımızdan… sonra diğerlerinden…
Az önce gülen insanlar bile alkışlıyordu.
Ben ise Ayşe’ye bakıyordum.
O an anladım ki aslında o elbiseyi ben ona değil…
Biz birbirimize örmüştük.
Yirmi beş yıl boyunca, ilmek ilmek.