“Bakın,” dedi, “bir tartışma yaşandı. Hepsi bu. Annem dramatize etmeyi sever.”
Claire gözlerimin hizasına geldi. “Bu dramatizasyon değil,” dedi. “Bu, birinin evinde güvende olmaması.”
Oğlumun yüzü gerildi. “O benim annem.”
“Evet,” dedim o anda, ilk kez söz alarak. “Ben senin annenim.” Ellerimi masanın altında sıkıca kenetledim. “Ama bu, bana vurabileceğin anlamına gelmiyor.”
Sözlerim odada yankılandı. Oğlumun gözlerinde ilk kez bir çatlak oluştu. Alışık olduğu düzen, ilk kez sorgulanıyordu.
Dedektif Harris resmi bir tonla konuşmaya devam etti. “Dün gece yaşananlarla ilgili işlem başlatıyoruz. Şu an için evden ayrılmanız gerekiyor. Geçici uzaklaştırma kararı için başvuru yapılacak.”
Oğlum ayağa fırladı. Sandalye sertçe geriye itildi. İçgüdüsel olarak irkildim ama yerimden kalkmadım. Aramızda artık yalnızca ben yoktum.
“Beni mi kovuyorsun?” dedi bana dönerek. Sesinde öfke kadar şaşkınlık da vardı.
“Hayır,” dedim. “Ben kendimi koruyorum.”
Claire söze girdi. “Bu süreçte destek almanız mümkün. Öfke kontrolü, bağımlılık danışmanlığı—”
“Ben bağımlı değilim,” diye tersledi oğlum.
Dedektif Harris elindeki notlara baktı. “Komşu ifadeleri var. Daha önce de şikâyet alınmış.”
Oğlum bir şey söylemek istedi ama kelimeler boğazında kaldı. Sonunda bakışlarını kaçırdı.
“Eşyalarınızı toplamanız için on beş dakikanız var,” dedi Dedektif Harris.
Merdivenlerden çıkarken bir an durdu, bana baktı. O bakışta ne tehdit vardı ne de pişmanlık. Sadece kontrolü kaybetmenin çıplak korkusu.
Yukarı çıktığında ev sessizliğe gömüldü. Saatin tik takları kulaklarımda çınlıyordu. Claire yanıma yaklaştı.
“Yalnız kalmak ister misiniz?” diye sordu.
“Hayır,” dedim. “Yıllardır yalnızdım zaten.”
Kısa süre sonra oğlum elinde bir çantayla aşağı indi. Yüzü solgundu. Dedektif Harris kapıya yöneldi.
Oğlum durdu. “Nereye gideceğim?” diye sordu devamı sonrki syfda..