
Aylin, ekrana bakarken nefes almayı unuttuğunu fark etti. Bacakları titriyordu. Dün gece "Sonsuza dek" diyen adam, meğerse profesyonel bir dolandırıcıydı. O çok sevdiği kayınvalidesi ve kayınpederi, sadece parayla tutulmuş tiyatroculardı. Tüm o romantizm, o tesadüf sandığı tanışma, o parktaki teklif... Hepsi, onun varlığına konmak için yazılmış kusursuz, şeytani bir senaryoydu.
Restoran müdürü videoyu durdurdu ve şefkatle Aylin’e baktı. — Bunu duyduğumda polise gitmeden önce sizin görmeniz gerektiğini düşündüm. O eve dönmeyin Aylin Hanım.
Aylin, gözündeki yaşı sertçe sildi. O an içindeki kırılgan, aşık kadın öldü; yerine, hayatta kalmak için savaşan güçlü bir kadın doğdu.
— Dönmeyeceğim, dedi sesi titreyerek ama kararlı bir şekilde. — Ama polise de hemen gitmeyeceğim. Önce eve gidip, onun bana verdiği o sahte "Sonsuza dek" yüzüğünü, hazırladığı bavulun içine bırakacağım. Ve o duştan çıkıp odaya girdiğinde, göreceği tek şey, masanın üzerine bıraktığım bu video kaydının bir kopyası ve benim boşluğum olacak.
Aylin restorandan çıktığında hava hala güneşliydi ama onun dünyası artık bambaşkaydı. Arabasına bindi, dikiz aynasında kendine baktı ve fısıldadı: — Oyun bitti Murat. Perde kapandı.
Ve gaza bastı. Gözyaşları kurumuştu; artık sıra adaletteydi.