
Onlar damadın arabasına bindiler. Kamera sesi mükemmel şekilde kaydediyordu.
— Ne var? — adamlardan biri alaycı bir sesle sordu. — Paran var mı?
Damat gerginlikle yutkundu:
— Neredeyse… Çoğunu topladım. Kalanını düğünden sonra hallederim.
— Süre? — Arka koltuktaki adam öne doğru eğildi. — Sekiz aydır borcun var.
Damat aniden sesini yükseltti:
— Söyledim ya! Düğünden sonra her şey değişecek. Ebeveynlerinin geliri iyi, güzel bir işleri var, bir evleri, bir yazlıkları var. Önemli olan düğünü yapmak — sonra para gelir.
Kendisi farkında olmadan konuşmayı sürdürdü:
— Neredeyse herkesin düğün masraflarına katkı yapmasını istedim. Güzel bir miktar olacak: arkadaşlardan, iş arkadaşlarından, ailelerden. Ve eğer benim ailem de bir şey eklerse — mükemmel.
Sinirli bir şekilde güldü:
— Tüm düğün parası size gidecek.
Adamların biri sırıtıyordu:
— Ya gelin ne diyecek, düğünden sonra parayı sana vermeye başladığında?
Damat burnunu çekti:
— Hiçbir şey bilmemeli. Ona hepsini restoran, müzik, fotoğrafçı için harcadığımı söyleyeceğim. Bana güveniyor — kontrol etmeyecek.
Kayıt bitti.
Odanın içinde ağır, yapışkan bir sessizlik kapladı.
Kayınnana titreyerek fısıldadı:
— O… o kızımızla para için mi evlenmek istiyor? Suçluların borcunu ödemek için mi?
— Hayır, — kayınpeder sessizce dedi. — Bu kadar. Kızımızın onunla evlenmesine izin vermeyeceğim.