
Beslenme konusunda da çok dikkatli davrandı. Hazır gıdaları tamamen kesti. Elif için hafif çorbalar, ev yoğurdu, sebze püreleri ve küçük porsiyonlar hazırladı. Çocuğun iştahı olmasa bile, düzenli saatlerde beslenmesini sağladı.
İlk haftalarda kimse bu çabanın bir fark yaratacağını düşünmedi. Ancak zamanla Elif geceleri daha rahat uyumaya başladı. Öksürük nöbetleri seyrekleşti. Kontrole gidildiğinde doktorlar oksijen değerlerindeki artışı fark etti.
Başta bunun geçici bir durum olabileceği söylendi. Fakat haftalar geçtikçe Elif’in durumu istikrarlı şekilde iyileşmeye devam etti. Üç ay dolduğunda Elif hayattaydı. Üstelik önceki hâline göre daha enerjikti.
Altıncı ayda Elif hastaneden taburcu edildi. Hastalık tamamen ortadan kalkmamıştı ama kontrol altına alınmıştı. Düzenli takip ve bakım ile normal bir çocukluk hayatına yaklaşması mümkün hâle gelmişti.
Kemal Arslan için bu süreç büyük bir ders oldu. En pahalı tedavilerin sonuç vermediği noktada, düzenli bakım, sabır ve basit uygulamalar fark yaratmıştı. Zehra’nın yaptıkları tıbbi bir mucize değildi ama doğru zamanda, doğru şekilde uygulanmıştı.
Bu olay, bazen hayat kurtaran şeyin karmaşık yöntemler değil, insani dikkat ve istikrarlı bakım olabileceğini gösterdi.