
Saliha, Yavuz’a bakmayı kabul etti. Yavuz, tutsak olmasına rağmen onurunu koruyan bir adamdı. Aralarında derin bir bağ oluştu; Saliha’nın yaralarını tedavi ederken Yavuz, halkının şifalı bitkiler bilgisini paylaştı. Yavuz, Saliha’nın kısırlığının nihai olmadığını, ruhunun doğru anı beklediğini söyledi. Zamanla aralarındaki ilişki derinleşti; Yavuz’un şefkati ve bilgeliği Saliha’nın içindeki umudu yeniden uyandırdı.
Gizli bir aşka dönüştü ilişkileri. Kasaba dedikoduları arttı, Recep Bey öfkeli bir şekilde Saliha’nın evine geldi ve Yavuz’u tehdit etti. Saliha, Yavuz’un yanında cesaret buldu ve kasabanın tehditleri karşısında kaçmaya karar verdiler. Yavuz’un halkının yaşadığı vadiye gizlice gittiler.
Kabilede Saliha başlangıçta yabancıydı ama bilgisi ve cesaretiyle saygı kazandı. Naile adında yaşlı bir şifacı, Saliha’nın uyuyan ilaç taşıdığını fark etti. Aylar sonra Saliha, hamile olduğunu anladı. Doktorların imkansız dediği şey gerçekleşmişti; Yavuz’un sevgisi ve kabile bilgeliğiyle vücudu uyanmıştı.
Saliha, dört sağlıklı çocuk dünyaya getirdi: Alp, Ayşe, Kaan ve Seher. Kabilede mucize olarak karşılandılar. Saliha’nın hikayesi kasabaya yayıldı. Recep Bey, Saliha’nın mutluluğunu ve anneliğini görünce utandı. Haydar Ağa, Yavuz’u evlatlık oğlu ilan etti ve iki topluluk arasında barış ve ticaret anlaşması yapıldı.
Yıllar geçti, Saliha ve Yavuz’un ailesi iki dünya arasında köprü oldu. Kasaba ve kabile arasında dostluk gelişti. Saliha’nın hikayesi, kısırlık lanetinin, cesaret ve sevgiyle nasıl mucizeye dönüştüğünün kanıtı oldu. Doktor Kemal bile, bilimin ölçemediği mucizeleri kabul etti.
Saliha, çocuklarına “En büyük mucizeler, herkesin imkansız dediği şeylerde gerçekleşir.” diyordu. Ve hikayesi, nesiller boyunca anlatıldı; imkansız denilene inanan, cesareti seçen ve tüm beklentilere meydan okuyan bir kadının hikayesi olarak.
Son.