
Dışarı çıktığımda, gözlerime inanamadım. Kocaman bir ayı, evimin önündeki verandada duruyor, bir yavrusunu çenesinin arasında tutuyordu. Aniden, çevremdeki dünya adeta durdu; kalbim hızlı bir şekilde çarparken, bu muazzam varlıkla göz göze geldim. Ayının gözlerinde bir tür derin bir bilgelik ve aynı zamanda koruma içgüdüsü vardı. Onlarca senenin yükünü taşıyan doğanın bu muhteşem yaratığı, yavrusunu yere nazikçe bıraktı ve gözlerini benden ayırmadan beklemeye başladı. O an, her şeyin mümkün olduğu bir evrende, gerçekliğin sınırlarının belirsizleştiği bir anı yaşıyordum. Yalnızca bir hayvanın muhteşem duruşu değil, aynı zamanda yaşam ve doğanın döngüsünün karmaşıklığı karşısında yaşadığım dehşet verici bir hayranlıktı.