Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
DEFOL BENİM EVİMDEN, PİS YAŞLI KADIN

DEFOL BENİM EVİMDEN, PİS YAŞLI KADIN

Yazar: admin • 19.12.2025 01:34

Yağmur, İstanbul’un gri göğünden bir intikam gibi boşalırken, Münevver Hanım sırılsıklam olmuş tülbenti ve titreyen elleriyle kaldırımın soğuk taşlarına tutunmaya çalışıyordu. Arkasındaki o devasa demir kapı, sadece bir yuvanın değil, otuz yıllık emeğinin, kızına verdiği ömrün ve merhametin üzerine kapanmıştı.

Tarabya’nın o dik yokuşunda, rüzgar uğultusuyla kemiklerini sızlatırken, yolun hemen karşısında park etmiş siyah camlı, ağır bir otomobilin içinden iki gözün kendisini izlediğini fark etmedi. Araba yavaşça yanaştı. Arka cam ağır ağır indi. İçeride, semtin en eski ve en saygın isimlerinden biri olan, "Eski Toprak" lakaplı Rıfat Bey oturuyordu. Rıfat Bey, Hakan’ın yıllardır iş yapmak için kapısında yattığı ama her seferinde reddedildiği o devasa holdingin sahibiydi.

— Münevver Hanım? Bu ne hal? — sesi, gök gürültüsünü bastıran bir babacanlıkla yankılandı.

Münevver Hanım, güçlükle başını kaldırdı. Rıfat Bey’in şoförü hemen fırlayıp dev bir şemsiyeyle kadını yerden kaldırdı. Araba, sıcak ve deri kokan iç kısmına Münevver’i kabul ettiğinde, yaşlı kadın sadece ağlıyordu.

— Damadım... — diyebildi hıçkırıklar arasında. — Beni sokağa attı Rıfat Bey. Kızımın gözleri önünde...

Rıfat Bey’in yüzü, bir mermer kütlesi gibi sertleşti. O gece Münevver Hanım, Rıfat Bey’in misafirhanesinde ağırlandı. Sıcak bir çorba, kuru giysiler ve hepsinden önemlisi; insan yerine konulmanın verdiği o huzur... Ancak Rıfat Bey sadece yardım etmekle kalmayacaktı. Hakan’ın o kibirli dünyasını nasıl bir bataklığın üzerine kurduğunu çok iyi biliyordu.

Ertesi sabah, İstanbul güneşli ama rüzgarlı bir güne uyandı. Hakan, Tarabya’daki köşkünde zafer sarhoşluğuyla uyanmıştı. Zeynep, annesinin gidişinden sonra ruhu çekilmiş bir hayalet gibi mutfakta oturuyordu. Hakan, üzerine o günkü "Büyük İhale" için en pahalı takım elbisesini giydi. Hedefi, Rıfat Bey’in holdingiyle yapılacak olan o devasa gayrimenkul ortaklığıydı. Eğer o imzayı atarsa, Türkiye’nin en zenginleri listesine girecekti.

Saat 14:00’te, Levent’teki dev gökdelenin toplantı salonunda gergin bir bekleyiş vardı. Hakan, masanın ucunda, elinde altın kaplama kalemiyle Rıfat Bey’in içeri girmesini bekliyordu. Yanındaki avukatlar, dosyalara son kez bakıyordu. Kapı açıldı.

Ancak içeri sadece Rıfat Bey girmemişti.

Rıfat Bey’in yanında, üzerinde şık, vakur ve bembeyaz bir tayyör olan, saçı özenle taranmış, gözlerinde ise yılların yorgunluğunu silmiş bir kararlılık taşıyan Münevver Hanım vardı. Hakan, oturduğu koltuktan sanki bir elektrik akımına kapılmış gibi fırladı.

— Anne? Senin ne işin var burada? — sesi titriyordu, kibri bir anda yerini derin bir şaşkınlığa bırakmıştı.

Rıfat Bey, masanın başköşesine geçti ve Münevver Hanım’a sandalyeyi bizzat kendisi çekti.Devamı sonrki syfada..

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress