Bu durum, dünya piyasalarından günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün ve 110 milyar metreküp gaz arzının bir anda çekilmesi anlamına geliyor. Kısıtlamanın etkisiyle Avrupa'nın gösterge piyasası Hollanda merkezli TTF'de doğalgaz fiyatları sadece birkaç gün içinde %68 oranında artarak megavatsaat başına 52 avronun üzerine çıktı.
Savaşın başlamasından bu yana brent petrolün varil fiyatı 85 doları aşarken, uzmanlar Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın sürmesi durumunda fiyatların 100 ila 150 dolar bandına fırlayabileceği konusunda uyarıyor. Bölgede gemi trafiği %90 oranında azalırken, 150'den fazla petrol tankerinin Basra Körfezi'nde beklediği ve arz güvenliğinin ciddi risk altında olduğu bildiriliyor.
Enerji krizi en çok Avrupa kıtasını vurdu. Gas Infrastructure Europe verilerine göre, Avrupa genelindeki doğalgaz depolama tesislerinin doluluk oranı %30’un altına geriledi. Özellikle Hollanda, İsveç ve Letonya gibi ülkelerde rezervler "kritik eşiğin" altına inerken, Almanya'da akaryakıt fiyatları litre başına 2 avro sınırını aştı.
Uluslararası Para Fonu (IMF) analizlerine göre, enerji fiyatlarındaki artışın sürmesi küresel enflasyonu tetiklerken büyümeyi yavaşlatacak. Türkiye özelinde ise enerji bağımlılığı nedeniyle cari açığın ve enflasyonun yukarı yönlü baskılanması, büyüme rakamlarında ise %1-2 civarında bir yavaşlama öngörülüyor. Çin ve Hindistan gibi dev ithalatçılar da enerji arz güvenliği riskiyle karşı karşıya.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, krizin bu noktaya geleceğine dair aylar öncesinden yaptığı açıklamada, küresel güvenliğin pamuk ipliğine bağlı olduğunu vurgulamıştı. Erdoğan, "Gerekli müdahale yapılmazsa bu tablonun ekonomik ve jeopolitik sonuçlarını hiçbir ülke taşıyamaz. Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi şarttır" sözleriyle uluslararası toplumu göreve çağırmıştı. Bugün gelinen noktada, bölgedeki askeri hareketliliğin ekonomik maliyeti tüm dünyayı bir belirsizlik girdabına sürüklüyor.