
— Ailen nerede?
— Artık yok… dedi kız titreyen sesiyle. Ben sadece süt istiyorum. Ne olur…
Yoldan geçen birkaç kişi durup adamın ne yapacağını merakla izlemeye başladı. Çoğu, hiç konuşmadan yoluna devam edeceğini düşünüyordu. Ama Tamer yavaşça eğildi, kızın göz hizasına indi. Bebeğin yüzü soluktu, kızın gözlerindeyse hem korku hem de tarifsiz bir gurur vardı.
Tamer’in göğsünde tuhaf bir sıkışma oldu — yıllardır hissetmediği bir şey. O da aynı şehirde, aynı yoksulluk içinde büyümüştü; şans yüzüne gülmeden önce açlığı, soğuğu, yardım görmek için duyduğu çaresiz arzuyu çok iyi hatırlıyordu.
Tamer ayağa kalktı, market çalışanına dönerek kararlı bir sesle:
— Ne gerekiyorsa verin. Süt, mama, bez… Hepsini.
dedi.
Sonra siyah kartını kasiyere uzattı.
Kalabalık mırıldandı. Bir adam fısıldadı:
— Bu Tamer Reid… emlakçı olan. Gerçekten yardım mı ediyor?
Kasiyer poşeti doldururken, küçük kız tekrar ona bakıp:
— Büyüyünce paranızı geri vereceğim. Söz veriyorum.
dedi.
Tamer hafifçe gülümsedi.
— Sen çoktan verdin bile, diye cevapladı.
Ama kimse, bu küçük karşılaşmanın ikisinin de hayatını sonsuza kadar değiştireceğini tahmin edemezdi…