Büyükannem benim için sadece bir aile büyüğü değil, hayatımın en güvenli limanıydı. Çocukluğumun en mutlu anıları onun küçük, lavanta kokulu evinde saklıydı. Annemle hiçbir zaman kuramadığım o derin bağı, onunla kurmuştum. Ona her şeyimi anlatırdım; korkularımı, hayallerimi, içimde büyüyen kırgınlıkları… O da beni yargılamadan dinler, saçlarımı okşar ve “Ne olursa olsun, kalbin temiz kalsın,” derdi.
Onu kaybettiğimiz gün, sanki içimde bir kapı sonsuza dek kapanmıştı. Cenaze töreninde tabutunun başında dururken gözyaşlarım dinmek bilmiyordu. İnsanlar sırayla gelip başsağlığı diliyor, dualar ediyordu. Ben ise o kalabalığın içinde yapayalnız hissediyordum.
Tam o sırada, bir akrabamız beni yanına çağırdı. Kısa bir süreliğine tabuttan uzaklaştım. Konuşma bitince içgüdüsel bir şekilde dönüp baktım. Annem tabuta doğru eğilmişti. Hareketi hızlı ama temkinliydi. Elindeki küçük, koyu renkli bir paketi kimse fark etmesin ister gibi büyükannemin yanına, tabutun içine bıraktı.
Kalbim sıkıştı.
Annemle büyükannem hiçbir zaman anlaşamazdı. Aralarında yıllardır süren sessiz bir gerilim vardı. Büyükannem bana bunu açık açık söylemezdi ama annemin ona karşı hep mesafeli, hatta zaman zaman kırıcı olduğunu bilirdim. Bu yüzden annemin o hareketi bana masum gelmedi.
Tören sona erip insanlar yavaş yavaş dağılmaya başlayınca içimdeki huzursuzluk dayanılmaz hâle geldi. Bir şey yapmazsam pişman olacağımı hissettim. Tabutun yanına tekrar yaklaştım. Görevliler son hazırlıkları yapmak üzere biraz uzaklaşmıştı. Büyükannemin bedeninin hemen altında, örtünün kenarından görünen küçük bir paketin köşesini fark ettim.
Ellerim titreyerek uzandım. Bir an duraksadım. Bu yaptığım saygısızlık mıydı? Ama içimdeki ses daha güçlüydü: “Onu koru.”
Paketi hızla alıp çantama koydum ve oradan uzaklaştım. Kimse bir şey fark etmemişti.
O gece odama kapanıp paketi yatağın üzerine koydum. Kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi. Yavaşça ambalajı açtım. İçinden eski, sararmış bir zarf ve küçük bir kadife kutu çıktı.
Önce zarfı açtım.
Zarfın üzerinde annemin gençlikte kullandığı soyadı yazıyordu. El yazısı büyükanneme aitti. Titreyen parmaklarla mektubu açtım.
“Sevgili kızım,” diye başlıyordu.
Nefesim kesildi devamı icin sonrki syfaya gecinz...