Büyükannem evini komşusuna bırakmış, bana ise sadece eski dikiş makinesini vermişti. Cenazeden sonra içimde büyüyen o kırgınlıkla eve son kez girdiğimde, makinenin altında saklı bir anahtar ve büyükannemin el yazısıyla yazılmış bir not buldum. Notta tek bir adres vardı. “Git ve her şeyi anlayacaksın,” diyordu.
Annem öldüğünde küçücük bir çocuktum. Hayatta tutunacak tek dalım büyükannem olmuştu. Beni Ankara’nın sakin bir mahallesindeki mütevazı evinde büyüttü. Maddi durumumuz hiçbir zaman iyi değildi ama sevgisi hep fazlaydı. Zor zamanlarımızda o eski dikiş makinesinin başına geçer, bayramlık elbiselerimi, okul önlüklerimi, kışlık kabanlarımı dikerdi. O makinenin sesi benim için güven demekti.
Bu yüzden vasiyet okunduğunda evin Meryem Hanım’a bırakıldığını duyduğumda içim parçalandı. Ben torunuydum. Onunla yaşayan, ona bakan bendim. Bana sadece o eski makine kalmıştı. Kendimi değersiz hissetmiştim.
Ama şimdi elimdeki anahtar her şeyi değiştirebilirdi.
Haritadaki adres beni şehrin dışına, eski bağ evlerinin olduğu bir bölgeye götürdü. Hava kararmaya yüz tutmuştu. Dar bir toprak yoldan ilerledim ve küçük, tek katlı bir evin önünde durdum. Bahçesi bakımsız görünüyordu ama evin pencereleri sağlamdı. Perdeler içeriden kapalıydı.
Kalbim deli gibi atıyordu.
Anahtarı kilide soktuğumda kısa bir tereddüt yaşadım. Ya bir yanlışlık varsa? Ya bu sadece bir hatıra eviyse? Ama büyükannem “her şeyi anlayacaksın” demişti.
Kapı gıcırdayarak açıldı.
İçeri adım attığımda tozlu ama düzenli bir salonla karşılaştım. Eşyaların üzeri örtülmüştü. Sanki uzun süredir kimse gelmemiş ama biri her şeyi özenle hazırlamış gibiydi. Elektriği açtım. Lambalar yandı.
Salonun ortasında büyük bir masa vardı. Masanın üzerinde bir zarf duruyordu. Üzerinde adım yazılıydı.
Ellerim titreyerek zarfı açtım.
“Canım kızım,” diye başlıyordu mektup. “Eğer buradaysan, sana güvenerek doğru kararı verdiğimi biliyorum. Evimi Meryem’e bırakmam seni kıracak, bunu biliyordum. Ama asıl mirasın bu ev değil.”
Şaşkınlıkla etrafıma baktım.
Mektup devam ediyordu:
“Bu ev yıllar önce senin annenle birlikte hayal ettiğimiz bir yerdi. Onun gençliğinde küçük bir atölye açma hayali vardı. İnsanlara dikiş öğretmek, kendi tasarımlarını yapmak isterdi. Ama hayat izin vermedi. Ben de o hayali yaşatmak için bu evi satın aldım. Tapusu senin adına, kızım. Belgeler yatak odasındaki çekmecede.”
Bir an nefesim kesildi.
Hızla yatak odasına koştum. Eski bir şifonyerin çekmecesini açtım. İçinde dosyalar vardı. Tapu belgesini elime aldığımda adımı net bir şekilde gördüm.
Ev benimdi.
Gözlerim doldu.
Mektuba geri döndüm devamı icin sonrki syfaya gecinz...