
"Ve sonra..." çocuk gözlerini yere indirdi, "hiç paraları yokmuş. Hiç hem de. Çocuğa bakamamışlar. Onu bir yetimhaneye götürmüşler. Ve babam saati saklamış... daha sonra da bana verdi."
Kenan’ın kulaklarında bir uğultu koptu. Çocuğa baktı ve artık ne pazarı, ne insanları, ne de gökyüzünü görüyordu. Fırtınayı görüyordu. Oğlunu görüyordu. Hayatta olduğunu görüyordu.
Üç yıl boyunca, aslında ölmemiş olan bir çocuğun yasını tutmuştu. İçinde, oğlunu çok yakında bulacağına dair bir umut doğdu. En önemli şey, onun hayatta olmasıydı.