
Bir zamanlar, kasabanın kenarında bulunan bir mezarlıkta, güneşin son ışıklarıyla sarı bir örtü gibi kaplanmış bir gün batımı yaşanıyordu. Mezarlığın sessizliği, burada yatanların hikayelerini fısıldıyordu. Yalnız bir kadın, gözleri gözyaşlarıyla dolu, iki oğlu için dikilen mezar taşlarının önünde çökerek dua ediyordu. Yüreğinde tarifsiz bir acıyla, kaybettiği çocuklarının hatıraları arasında kaybolmuş gibi görünüyordu. O sırada, bir çocuk, cesurca yanına yaklaşarak başını eğdi ve sessizce, 'Bu çocuklar bizimle yaşıyor,' dedi. Bu basit ama derin cümle, kadının kalbinde bir korku dalgası yarattı, çünkü ölümün ötesinde hayatın bir şekilde devam ettiğini hissetmişti. Sözlerinin etkisi, ruhunun derinliklerinde yankılanıyor, onu geçmişle yüzleşmeye zorluyordu.
g'rselden ilerlynz de'vamı sonraki sayfda..