
Bir sabah, gün doğarken, mezarlığın derin sessizliği bir o kadar huzur verici bir melodide yankılanıyordu. Oğul, tazecik bir umutla doluydu; babasının mezarını ziyarete gittiğinde, kalbinin derinliklerine kazınmış anıları tazelenecekti. Ama o gün, mezarlığın yönetimi tarafından yapılan bir düzenleme, tüm planlarını alt üst etti. Oğul, babasının mezarının yanına kazılmış bir çukuru gördüğünde, ilk anda içindeki huzur kayboldu. Gözleri, çukurun yanındaki köpeği işaret ederken, içinde bir tür kaygı belirdi. Oğul, köpeğin orada ne işi olduğunu düşünürken, içindeki hüzün daha da derinleşti; belki de kaybının acısını dindirecek bir dost olarak tasavvur etmişti köpeği. Fakat o gün, mezarda bir hürmet değil, bir kargaşa hissi vardı. Annesinin ona anlattığı hikayeler, mezarın başında yankılanan gerçeklerle buluşmuş gibi görünüyordu.g'rsele ileriki syfaya devam edniz..