İçinde onlarca küçük zarf vardı.
Hayaller. Umutlar. On yıl öncesinin çocuk kalpleri.
Zeynep içlerinden birini bana uzattı.
“Bu da sizin yazdığınız zarf.”
Şaşkınlıkla baktım.
“Ben mi yazmışım?”
Başımı hatırlamaya çalışarak salladım ama net değildi.
Zarfı açtım.
İçinde sadece iki cümle vardı.
“Bir gün öğrencilerim bana yıllar sonra geri dönecek bir hikâye bırakacak. Ve o gün öğretmenliğin ne demek olduğunu gerçekten anlayacağım.”
Kağıdı elimde tutarken boğazım düğümlendi.
Zeynep gülümsedi.
“Sanırım o gün bugün öğretmenim.”
O anda fark ettim…
Yıllar önce küçük bir etkinlik gibi görünen şey, aslında bir sürü hayatın içinde sessizce büyüyen bir hikâyeye dönüşmüştü.
Ve bazen bir öğrenci öğretmeninin kulağına fısıldadığı tek bir cümleyle… yıllar önce gömülmüş bir hatırayı yeniden gün ışığına çıkarabiliyordu.