“Ne duydunuz?”
Telefonunu masaya koydu ve kaydı açtı.
İlk birkaç dakika sessizlik vardı.
Sonra hafif bir ses duyuldu.
Çok hafif.
Tık… tık… tık…
Sanki duvarın içinden geliyordu.
Ardından Miskin’in miyavlaması duyuldu. Huzursuz ve uyarıcı bir miyavlama.
Sonra tekrar…
Tık… tık… tık…
Bir an düşündüm.
“Bu ses her gece aynı saatte mi oluyor?”
Ayşe Hanım başını salladı.
“Evet… tam Miskin beni uyandırmadan hemen önce.”
Bir şey aklıma gelmişti.
“Eviniz eski mi?” diye sordum.
“Evet. Yaklaşık kırk yıllık bir apartman.”
O an her şey yerine oturdu.
“Sanırım kediniz sizi kovmaya çalışmıyor,” dedim.
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Muhtemelen duvarın içinde bir şey var. Fare ya da başka bir kemirgen. Kediniz o sesi duyuyor ve sizi uyandırıyor.”
Ayşe Hanım birkaç saniye sessiz kaldı.
“Yani… beni yataktan kovmuyor mu?”
“Hayır,” dedim gülümseyerek. “Sizi uyarmaya çalışıyor.”
Bir hafta sonra Ayşe Hanım tekrar geldi.
Bu sefer yüzünde gerçek bir gülümseme vardı.
“Duvarı açtırdık,” dedi.
“Ve?”
“Gerçekten de içinde fare yuvası varmış. Gece duvarın içinde dolaşıyorlarmış. Usta temizledi.”
“Peki Miskin?”
“Artık geceleri beni uyandırmıyor.”
Bir an durdu ve kedinin başını okşadı.
“Sanırım beni kovmuyormuş… beni koruyormuş.”
Miskin o sırada gözlerini kısıp sessizce mırladı.
Bazen insanlar hayvanların tuhaf davrandığını düşünür.
Ama çoğu zaman onlar sadece bizim fark etmediğimiz şeyleri görürler.
Ve bazen bir kedinin gecenin üçünde sizi uyandırmasının sebebi… sadece sizi korumak istemesidir.