Elif’in boğazı düğümlendi. Duru, “Birisi vardı, çok bağırırdı, beni döverdi,” diye fısıldadı. Elif masanın kenarını sıktı, gözyaşlarını tuttu.
Bir gün Duru’yu kasabanın küçük kütüphanesine götürdü. Duru “Büyülü Orman” adlı kitabı seçti. “Ormanları sever misin?” diye sordu Elif. Duru, “Her gece bir orman düşlüyorum. Orada kimse bana vurmaz,” dedi. Elif, “Bir gün onu gerçek yaparız,” dedi. Duru hafifçe, kırılgan bir gülümseme ile karşılık verdi.
İlk banyo denemesi Elif için kabus gibiydi. Duru, banyo yapmayı reddetti, “Bugün değil, korkuyorum,” dedi. Elif, “Seni zorlamıyorum, istediğin zaman yaparız,” dedi. Ancak Duru’nun kollarında ve vücudunda morluklar, yanık izleri vardı. Elif donup kaldı. Bunlar kaza değildi; istismarın izleriydi. Duru, “Bana bağırma anne. Kim yaptı bunu?” dedi. “Hatırlamıyorum, çok korktum,” dedi Duru. “Karanlık bir yere dolaba kilitlendim, sonra bağırdılar, su döktüm diye bana çöp dediler,” diye anlattı.
Elif, Duru’yu İzmir’in en güvenilir emekli aile hekimi Dr. Tarık Aksoy’a götürdü. Muayene sırasında doktor, “Bunlar kaza değil, tekrarlayan yaralanmalar. Bazıları 3 yıl öncesine ait,” dedi. Elif, “Polise mi bildirelim?” diye sordu. Doktor, “Evet, belgeleyip raporlayabiliriz. Tanıklık da ederim,” dedi.
Elif, İzmir Çocuk Esenlik Merkezi müdürü Cemal Tunç’la görüşmek istedi. Ancak Cemal, Duru’nun sağlık geçmişindeki yara izlerini görmezden geldi, “Bunlar kaza,” dedi. Elif, “Belirtiler ağır travma,” diyerek karşı çıktı. Cemal tehdit etti, “Velayet haklarınızı yeniden değerlendirebilirim,” dedi. Elif korkmadı, “Gerçeği ortaya çıkaracağım,” diyerek oradan ayrıldı.
Elif, sosyal medyada ve evlat edinme forumlarında Cemal Tunç’un merkezinden çocuk evlat edinen ailelerle iletişime geçti. Selin Yalçın adlı bir kadın, Zeynep adlı kızını geri aldıklarını, kayıtların silindiğini anlattı. Elif, Duru’nun çizdiği rahatsız edici resmi buldu: Uzun boylu, kırbaç tutan bir adam ve yüzü olmayan bir çocuk. Duru, “Bilmiyorum ama hatırladığım gibi çizdim,” dedi.
Elif, eski çalışan Sibel ile görüştü. Sibel, çocukların kayıtlarının silindiğini, sistemin çürüdüğünü anlattı. Elif, avukat Oğuz Kaan Korkmaz’la çalışmaya başladı. Oğuz, “Stratejiyle hareket etmeliyiz,” dedi.
Elif, gizemli tehdit telefonları aldı, evinin kapısına zorlama izleri bırakıldı. Ancak yılmadı. Duru’nun çizdiği çizimler, ses kayıtları ve tanıklıklarla gerçeği ortaya çıkarmaya kararlıydı.
Sanat terapisi seanslarında Duru, yaşadığı korkunç anıları resimlerle ifade etti. Elif, Duru’nun ve diğer çocukların yaşadıklarını belgeledi. Medyada ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran kampanya başlattı.
Sonunda Cemal Tunç ve suç ortakları tutuklandı. İzmir Çocuk Esenlik Merkezi kapatıldı. Duru ve diğer çocuklar güvenli yerlere yerleştirildi. Elif, Duru’nun resmi annesi olarak tanındı.
Duru, artık korkmadan, sevgiyle dolu bir hayat sürüyordu. Elif ve Duru, birlikte ayçiçeği tohumları ekti; ayçiçekleri gibi hep ışığa döneceklerdi.
Elif’in boğazı düğümlendi. Duru, “Birisi vardı, çok bağırırdı, beni döverdi,” diye fısıldadı. Elif masanın kenarını sıktı, gözyaşlarını tuttu.
Bir gün Duru’yu kasabanın küçük kütüphanesine götürdü. Duru “Büyülü Orman” adlı kitabı seçti. “Ormanları sever misin?” diye sordu Elif. Duru, “Her gece bir orman düşlüyorum. Orada kimse bana vurmaz,” dedi. Elif, “Bir gün onu gerçek yaparız,” dedi. Duru hafifçe, kırılgan bir gülümseme ile karşılık verdi.
İlk banyo denemesi Elif için kabus gibiydi. Duru, banyo yapmayı reddetti, “Bugün değil, korkuyorum,” dedi. Elif, “Seni zorlamıyorum, istediğin zaman yaparız,” dedi. Ancak Duru’nun kollarında ve vücudunda morluklar, yanık izleri vardı. Elif donup kaldı. Bunlar kaza değildi; istismarın izleriydi. Duru, “Bana bağırma anne. Kim yaptı bunu?” dedi. “Hatırlamıyorum, çok korktum,” dedi Duru. “Karanlık bir yere dolaba kilitlendim, sonra bağırdılar, su döktüm diye bana çöp dediler,” diye anlattı.
Elif, Duru’yu İzmir’in en güvenilir emekli aile hekimi Dr. Tarık Aksoy’a götürdü. Muayene sırasında doktor, “Bunlar kaza değil, tekrarlayan yaralanmalar. Bazıları 3 yıl öncesine ait,” dedi. Elif, “Polise mi bildirelim?” diye sordu. Doktor, “Evet, belgeleyip raporlayabiliriz. Tanıklık da ederim,” dedi.
Elif, İzmir Çocuk Esenlik Merkezi müdürü Cemal Tunç’la görüşmek istedi. Ancak Cemal, Duru’nun sağlık geçmişindeki yara izlerini görmezden geldi, “Bunlar kaza,” dedi. Elif, “Belirtiler ağır travma,” diyerek karşı çıktı. Cemal tehdit etti, “Velayet haklarınızı yeniden değerlendirebilirim,” dedi. Elif korkmadı, “Gerçeği ortaya çıkaracağım,” diyerek oradan ayrıldı.
Elif, sosyal medyada ve evlat edinme forumlarında Cemal Tunç’un merkezinden çocuk evlat edinen ailelerle iletişime geçti. Selin Yalçın adlı bir kadın, Zeynep adlı kızını geri aldıklarını, kayıtların silindiğini anlattı. Elif, Duru’nun çizdiği rahatsız edici resmi buldu: Uzun boylu, kırbaç tutan bir adam ve yüzü olmayan bir çocuk. Duru, “Bilmiyorum ama hatırladığım gibi çizdim,” dedi.
Elif, eski çalışan Sibel ile görüştü. Sibel, çocukların kayıtlarının silindiğini, sistemin çürüdüğünü anlattı. Elif, avukat Oğuz Kaan Korkmaz’la çalışmaya başladı. Oğuz, “Stratejiyle hareket etmeliyiz,” dedi.
Elif, gizemli tehdit telefonları aldı, evinin kapısına zorlama izleri bırakıldı. Ancak yılmadı. Duru’nun çizdiği çizimler, ses kayıtları ve tanıklıklarla gerçeği ortaya çıkarmaya kararlıydı.
Sanat terapisi seanslarında Duru, yaşadığı korkunç anıları resimlerle ifade etti. Elif, Duru’nun ve diğer çocukların yaşadıklarını belgeledi. Medyada ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran kampanya başlattı.
Sonunda Cemal Tunç ve suç ortakları tutuklandı. İzmir Çocuk Esenlik Merkezi kapatıldı. Duru ve diğer çocuklar güvenli yerlere yerleştirildi. Elif, Duru’nun resmi annesi olarak tanındı.
Duru, artık korkmadan, sevgiyle dolu bir hayat sürüyordu. Elif ve Duru, birlikte ayçiçeği tohumları ekti; ayçiçekleri gibi hep ışığa döneceklerdi. – Bu içerik tamamen aile toplumsal olaylarını örneklendirerek hazırlanmış kurgusal bir içeriktir gerçekliliği yoktur.