
— Bir adım daha atarsan yere sererim seni, — dedi Jakub soğukkanlı ama sert bir sesle.
O anda Nord çalılıklardan ok gibi fırladı. Dişleri açık, hırıltısı sessizliği yırttı. Adamlar geri sıçradı, bir anda özgüvenleri yok oldu. Kadın dizlerinin üzerine çöktü, karnını kucakladı.
— Arabaya bin, çabuk! — diye bağırdı uzun olan arkadaşına, geri çekilerek. — Kaçıyoruz!
Motor homurdandı, tekerlekler çamurda patinaj çekti. Siyah araç ağaçların arasında kayboldu, arkasında duman ve yanık debriyaj kokusu bırakarak.
Jakub hemen kadının yanına koştu, diz çöktü.
— Artık güvendesiniz, geçti, — dedi daha sakin bir sesle, silahı indirerek.
Kadın hıçkıra hıçkıra ağlıyor, karnını tutuyordu. Nord etraflarında dolaşıyor, sanki geri dönerler mi diye hâlâ etrafı kontrol ediyordu.
— Yardım çağıracağım. Her şey yoluna girecek, — dedi Jakub, telefonunu çıkarırken.
Orman yeniden sessizliğe büründü.
Ama bu seferki sessizlik acıtmıyordu — fırtınadan sonraki sessizlikti.