Bir adam köpeğini ormanın derinliklerine götürüp bir ağaca bağladı. Ondan kurtulmayı umuyordu. Ama ormanda karşılaşacağı kurdun köpeğe neler yapacağını kimse tahmin edemezdi…
Köpek bir zamanlar sahibinin gururuydu. Onu daha küçücük bir yavruyken seçmişti. İlk komutlarını sabırla öğretmiş, ilk kez “gel” dediğinde tarlanın karşısından kuyruğunu sallayarak koştuğunu görünce saatlerce gülümsemişti. Birlikte ava giderler, akşam olduğunda birlikte eve dönerlerdi. Köpek her gece kapının önünde uyur, en ufak bir seste kulaklarını dikerek sahibini korurdu.
Sahibi için o sadece bir hayvan değil, sadık bir dosttu.
Ama zaman geçtikçe adamın düşünceleri değişti. Bir gün köpeğin yavrularının para getirebileceğini fark etti. Başta masum görünüyordu. Birkaç yavru, biraz kazanç… Hepsi bu kadardı.
Sonra bu durum alışkanlığa dönüştü.
Köpek tekrar tekrar doğum yapmaya zorlandı. Dinlenmeden, toparlanamadan… Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. Köpeğin güçlü bedeni zayıflamaya başladı. Tüyleri soldu, gözlerindeki canlılık kayboldu. Eskiden tarlanın öbür ucundan koşarak gelen hayvan artık birkaç adım yürüdüğünde nefes nefese kalıyordu.
Bir gün veteriner adamın gözlerinin içine bakarak ciddi bir sesle konuştu:
“Eğer bu böyle devam ederse yaşayamaz.”
Adam bu sözleri duymak istemedi. İçinde bir öfke yükseldi. Çünkü köpek artık ona kazanç getirmiyordu. Artık gurur duyduğu dostu değil, başına yük olan bir sorundu.
Ve o, sorunları hızlıca ortadan kaldırmaya alışkındı.
Bir sabah köpeği arabasına aldı ve şehirden uzaklaştı. Yol uzadıkça etraftaki evler kayboldu, yerini sık ağaçlarla dolu bir orman aldı. Adam arabayı durdurdu.
Köpek bunu bir yürüyüş sanmıştı. Zayıf kuyruğunu hafifçe sallıyor, sahibine güvenle bakıyordu.
Adam tek kelime etmeden köpeği ormanın içine doğru götürdü. Derinlere kadar yürüdüler. Sonra bir ağacın önünde durdu.
Köpeğin tasmasını ağaca bağladı.
Köpek başını eğip sahibine baktı. Gözlerinde saf bir soru vardı.
Adam arkasını döndü ve yürümeye başladı.
Ne bir söz söyledi, ne de bir kez geriye baktı.
Köpek önce bunun bir oyun olduğunu düşündü. Sahibi birazdan geri dönecekti. Her zaman olduğu gibi onu çağıracaktı.
Bekledi.
Dakikalar geçti.
Sonra tasmasını çekmeye başladı.
Saatler geçti.
Sonra inlemeye başladı.
Akşam çökerken uluması ormanın içinde yankılanıyordu. Zinciri boynuna batacak kadar çekiyor, çaresizce bağırıyordu. Yapraklar rüzgârla hışırdıyor, karanlık giderek yoğunlaşıyordu.
Ama kimse gelmedi.
Tam güneş ufukta kaybolurken çalıların arasından bir hareket oldu.
Ormanın derinliklerinden iri, gri bir kurt çıktı.
Sessizdi. Adımları neredeyse duyulmuyordu. Yavaşça yaklaştı ve birkaç metre ötede durdu. Sarı gözleri köpeğe sabitlendi.
Köpek donakaldı.
Bir saldırı bekliyordu. Kurtların ne kadar tehlikeli olduğunu içgüdüleri biliyordu. Ama garip bir şekilde korku hissetmiyordu. Çünkü başına gelen en kötü şey zaten olmuştu.
Sahibi onu terk etmişti devamı icin sonrki syfaya gecinz...