Bir yolcu heyecanla konuşuyordu:
— Ben gördüm! Tam düşerken elini metal platforma çarptı ve oraya düştü!
Ahmet’in dizleri titremeye başladı.
Eğer Merve hayattaysa…
Eğer konuşabilirse…
Her şey biterdi.
Tren görevlileri hızla arama ekibi çağırmaya başladılar. Birkaç dakika içinde tren tamamen durduruldu ve köprüye yardım ekipleri yönlendirildi.
Ahmet panik içinde düşünüyordu.
Kaçabilir miydi?
Hayır.
Köprünün ortasındaydılar.
Tam o sırada arkasından bir ses duyuldu.
— Beyefendi… sizinle konuşmamız gerekiyor.
Ahmet döndü.
İki görevli ona bakıyordu.
Bir yolcu platformda bir erkek gördüğünü söylemişti.
Ve tarif ettiği kişi… Ahmet’ti.
Dakikalar sonra kurtarma ekibi köprünün bakım platformuna ulaştı.
Merve yaralıydı ama hayattaydı.
Bilinci yarı açıktı.
Ve ilk söylediği şey şu oldu:
— Beni… kocam itti…
O an Ahmet’in bütün planı çöktü.
Tren köprünün üzerinde dururken polis çağrıldı.
Saatler sonra Ahmet kelepçelenerek trenden indirildi.
Kanyonun üzerinden geçen o köprüde sadece bir hayat kurtulmamıştı.
Aynı zamanda bir cinayet planı da sonsuza kadar ortaya çıkmıştı.
Ve Ahmet o gün şunu acı bir şekilde öğrendi:
Bazen hayat gerçekten sandığından daha basit olur.
Ama adalet… her zaman en beklenmedik anda gelir.