Sonra masadaki telefona baktım.
“Selma kim?”
Hakan telefonu eline aldı.
“Annenin kardeşi değil. Senin annen.”
Boğazım düğümlendi.
“Annem mi?”
“Annen hayatta.”
Bu kez gerçekten nefesim kesildi.
Hakan telefon ekranını bana çevirdi. Selma'nın mesajında yalnızca birkaç kelime vardı:
“Artık gerçeği ona anlatmanın zamanı geldi mi?”
Gözlerim doldu.
Yıllardır annemin öldüğünü biliyordum. En azından bana söylenen buydu.
“Bana annemin öldüğünü söylediler.”
“Biliyorum.”
“Sen de mi buna inandın?”
“Hayır. Onu yıllarca aradım. Ama bana ulaşmadı.”
O gece Hakan beni bir başka eve götürmedi. Bunun yerine ertesi sabah Selma'yla buluşmayı teklif etti.
Sabaha kadar uyuyamadım.
Ertesi gün küçük bir kafede otururken kapı açıldı.
İçeri giren kadın, fotoğraftaki kadının yaşlanmış haliydi.
Onu gördüğüm anda hiçbir şey söyleyemedim.
Selma karşıma oturdu.
“Derya,” dedi titreyen sesiyle.
Ben sadece tek bir soru sorabildim:
“Beni neden bıraktın?”
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Çünkü seni bırakmak istemedim. Ama o zamanlar hayatımın bütün kararlarını başkaları veriyordu. Seni koruduğumu sanıyordum. Yıllar sonra bunun seni daha çok yaraladığını anladım.”
Uzun süre sustum.
İçimde öfke vardı. Kırgınlık vardı. Ama aynı zamanda yıllardır cevabını aradığım boşluğun artık bir adı vardı.
Hakan da yanımıza geldi.
Üçümüz aynı masada oturduk.
O gün hiçbir şey bir anda düzelmedi. Annemi hemen affetmedim. Hakan'ı da bir anda babam olarak kabul edemedim.
Ama ilk kez hayatımda eksik kalan parçaların nerede olduğunu biliyordum.
Aradan aylar geçti.
Hakan'la ilişkimiz yavaş yavaş değişti. Bana baba dememi istemedi. “Ne zaman hazır hissedersen,” dedi.
Ben de ona hemen baba demedim.
Ama bir gün birlikte yemek yerken hesabı garsonun önüne koyduğunda Hakan cüzdanını çıkardı.
Sonra bana bakıp gülümsedi.
“Bu kez ben ödeyeyim.”
İkimiz de güldük.
O gece anladım ki bazen hayatımıza giren insanlar bize bir aşk hikâyesi yaşatmak için değil, yıllardır kapalı duran bir kapıyı açmak için gelir.
Hakan benim için hiç yaşayamadığım çocukluğumu geri getiremedi. Selma da kaybettiğim yılları silemedi.
Ama ikisi bana başka bir şey verdi:
Gerçeği.
Ve bazen insanın geçmişini değiştiremese bile geleceğini değiştirmeye yetecek kadar güçlü olan tek şey, yıllarca saklanan o gerçeğin sonunda ortaya çıkmasıdır.:::