
Sessizce sordum: “Biri size garip şeyler söylüyor mu?” Büyük olan gözlerini kaçırdı. Küçük olan ise masumca konuştu: “Bize annemizi hatırlatıyor.” Kalbim duracak gibi oldu. “Nasıl?” dedim. “Annemizin eskiden söylediği şeyleri.”
O an anladım. Bu kadın, sadece evime değil, geçmişime de sızmıştı.
Uzun zamandır kaçtığım bir gerçek vardı. Yıllar önce, çocuklar doğmadan önce, zor bir dönemden geçmiştim. Kimseye anlatmadığım, hatta kendime bile itiraf etmekten kaçtığım bir karanlık… O dönemde yardım aldığım bir kadın vardı. Seanslar, konuşmalar, hafızanın derinlerine yapılan yolculuklar… Sonra bir gün her şeyi bırakıp gitmiştim. Adını, yüzünü silmiştim. Ama belli ki o beni silmemişti.
Kameralardaki fısıltılar, çocukların ağzından dökülen cümleler, göbek deliğindeki o zümrüt… Hepsi bir işaretti. Bana ait, bana benzeyen bir izdi. Beni taklit ediyordu. Benim geçmişimdeki bir simgeyi, çocuklarımın gözünün önüne koyuyordu.
Ertesi sabah eşimle yüzleştim. Görüntüleri önüne koydum. Önce inkâr etti, sonra sustu. Sessizliği her şeyden ağırdı. Onun zaafı, bu kadına kapı açmıştı. Ama olan biteni tam olarak bilmediğini, sadece “anlaşıldığını” sandığını söyledi. İnandım mı bilmiyorum. O an tek düşündüğüm çocuklardı.
Bakıcıyı çağırdım. Salonun ortasında durduk. Göz göze geldik. Artık gülümsemiyordu. Sakin, neredeyse gururlu bir hali vardı. “Beni hatırlıyorsun,” dedi. Soru değildi bu. Onu evden çıkarmam gerektiğini söyledim. Çocukları bir daha görmeyecekti. O ise başını eğip fısıldadı: “Onlara sadece gerçeği hatırlattım.”
“Benim gerçeğimi değil,” dedim. “Kendi saplantını.”
Kapıdan çıkarken arkasına bile bakmadı. Sanki görevini tamamlamış gibiydi.
O günden sonra hayatımızı baştan kurduk. Eşimle yollarımız ayrıldı. Çocuklarım için destek aldım; konuşmalar, oyunlar, sabır… Zamanla fısıltılar sustu. “Hatırla” kelimesi, yerini “buradayım”a bıraktı.
Aylar sonra, aynanın karşısında dururken göbeğime baktım. Orada hiçbir piercing yoktu. Ama içimde, geçmişten kalan bir iz vardı. Onu inkâr etmek yerine kabul ettim. Çünkü anladım ki, yüzleşilmeyen her şey bir gün kapını çalar. Bazen bakıcı kılığında, bazen bir çocuğun masum cümlesinde.
Artık kapımı kilitlerken sadece dışarıyı değil, içimi de koruyorum. Ve biliyorum: Canavarlar her zaman yabancı değildir. Bazen, geçmişten kalan gölgelerimizdir..