
Ağlamaya başladım. Kontrol edemedim. Kırk yılın birikmişliği üzerime çöktü.
“Bugün oğlumu toprağa vereceğim,” dedim.
“Ve beni oraya sen götürdün.”
Sessiz kaldı. Gözleri doldu.
“Ben seni her zaman düşündüm,” dedi.
“Hiç evlenmedim.”
Bu cümle kalbime bıçak gibi saplandı.
Ama artık çok geçti.
Kemal beni kapıda bekliyordu.
Hayatım başka bir yola aitti.
“Hoşça kal,” dedim.
“Hoşça kal Ayşe,” dedi.
Ve ben o gün, sadece oğlumu değil, bir ömrün ihtimallerini de toprağa verdim.
Ama şunu anladım:
Bazı insanlar hayatımıza kısa süreliğine girer…
Ama bir ömür bizimle kalır.