
Uçakta gözlerimi açtığımda ellerim titriyordu. Yanımdaki Kemal’e baktım. Ona söyleyemezdim. Söylememeliydim.
Bu bir tesadüf olmalıydı.
Ama inişe doğru ikinci bir anons geldi.
Ve o ses yine…
Aynı sıcaklık.
Aynı sakinlik.
Artık kaçamazdım.
Uçak Erzurum’a indiğinde kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Yolcular alkışladı. Ben alkışlamadım. Yerimden kalkamadım.
Kemal, “İyi misin?” dedi.
“Biraz başım dönüyor,” dedim.
Yalandı.
Ama anlatamazdım.
Herkes uçaktan indi. Ben en sona kaldım. Kabin görevlisine, “Pilotla konuşmam gerekiyor,” dedim. Sesim çatladı.
Beni kokpite götürdüler.
Kapı açıldığında…
Zaman durdu.
Karşımda duran adam yaşlanmıştı. Saçları beyazlamıştı ama gözleri aynıydı. Beni gördüğünde yüzü bembeyaz oldu.
“Ayşe…” dedi fısıltıyla.
Dizlerim titredi.
“Demek hâlâ sesimi tanıyorsun,” dedi.devamı..