Videoyu izlemeyi bitirdiğimde ellerim titriyordu. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken hıçkırıklarımı bastırmak için ellerimi ağzıma bastırdım. Hem babam denen o adama hem de beni yaşayan bir ölüye çeviren bu psikopata karşı içimde tarifsiz bir öfke büyümeye başladı. Artık korkmuyordum. Kurban psikolojisinden saniyeler içinde sıyrılmıştım. İçimdeki o çaresiz, saf kız çocuğu o saniye ölmüş, yerine adaleti kendi elleriyle almaya yemin etmiş bir kadın gelmişti.
Hemen bilgisayarımdaki kaydı güvenli bulut hesaplarıma yükledim. Telefonuma bir kopyasını aldım. Victor’un o gün evdeki yokluğundan faydalanıp çalışma odasındaki kasayı aramaya başladım. O kadar kibirli ve takıntılıydı ki, kasanın şifresi annemin doğum tarihiydi. Kasanın içinden bana imzalattığı o yasa dışı gizlilik sözleşmelerini, pasaportumu ve bulabildiğim kadar nakit parayı aldım.
O gece, Victor odama geldiğinde kalbim göğüs kafesimi delecek gibi atıyordu ama yüzümde kusursuz bir sakinlik vardı. Bana o lanet hapı her zamanki gibi ruhsuz bir ifadeyle uzattı. Suyu yudumlarken hapı ustaca dilimin altına sakladım. Işığı kapatıp odadan çıktığı an ilacı tükürüp attım.
Saat gece yarısını geçtiğinde, evdeki o ölümcül sessizliği fırsat bilip elimdeki küçük bavulla malikaneden sonsuza dek ayrıldım.
Ertesi sabah güneş doğarken ben çoktan başka bir şehre, yeni hayatıma giden bir otobüsteydim. Victor uyandığında yatakta beni değil, başucuna bıraktığım bir tableti bulacaktı. Ekranda kendi iğrenç itirafı ve babamla yaptığı o kirli pazarlığın videosu dönüp duruyordu. Altında ise el yazımla yazdığım küçük bir not vardı:
"İkinizi de polise ve basına ihbar ettim. Babam o kumar borcuyla artık peşine düşecek olan tefecilerin elinde kıvranırken, sen de yıllarca bir kadını zorla ilaçlayarak alıkoymanın bedelini demir parmaklıklar ardında ödeyeceksin. Benim için kâbus bitti... Uyanma sırası artık sizde."