İyileşme sürecimde o günü defalarca düşündüm. Doğa acımasız olabilir, evet. Fakat bazen insanın anlayamayacağı kararlar verir. O gün insanlar merhametsizlik gösterirken, vahşi bir hayvan hayat bağışladı.
Bu bir tesadüf müydü? Hatırlama mıydı? İçgüdü mü? Bilmiyorum. Ama insan ile doğa arasındaki bağın sandığımızdan daha derin olduğunu öğrendim. Biz kendimizi üstün sanıyoruz, oysa aslında misafiriz.
Aylar sonra göreve döndüğümde orman bana farklı görünüyordu. Her yaprak hışırtısı, her gölge yeni bir anlam taşıyordu. Artık sadece koruyan biri değil, aynı zamanda korunmuş biri olduğumu hissediyordum.
Bazen devasa pati izleri gördüğümde durup bakıyorum. İçimde korku değil, saygı var. Çünkü bir gün beni öldürebilecek güçte olan bir varlık bunu yapmamayı seçti.
O anı her hatırladığımda dehşet değil, minnettarlık hissediyorum. Ormanın kalbinde, en çaresiz anımda ikinci bir şans aldım. Ve o günden sonra doğaya bakışım değişti. Onu sadece korunması gereken bir alan olarak değil, bilinmeyen bir bilgelik barındıran canlı bir dünya olarak görüyorum.
Belki bir gün yine karşılaşırız. Belki de asla. Ama biliyorum ki o gün yaşananlar, hayatımın geri kalanında bana eşlik edecek. İnsanların en karanlık yüzünü gördüğüm anda, vahşi doğanın içinden beklenmedik bir merhamet doğdu.
Ve ben hâlâ nefes alıyorsam, bunu o sessiz, güçlü varlığa borçluyum.