Anne babama kızdığım için evsiz bir adamla evlendim — ama bir ay sonra eve döndüğümde gördüğüm şey beni donak bıraktı.
34 yaşındaydım ve ailemin baskısı artık dayanılmaz bir hâl almıştı. Sürekli “ne zaman evleneceksin” sorusu, bitmeyen görücü usulü ayarlamalar ve en sonunda gelen o tehdit: “35’ine kadar evlenmezsen mirastan pay alamazsın.” Bu sadece bir uyarı değildi, açık bir ültimatomdu. O an anladım ki bu işi ya kendi şartlarımla çözecektim ya da tamamen kaybedecektim.
Her şey bir öğleden sonra başladı. İşten çıkmış, başım dolu bir şekilde yürürken kaldırım kenarında oturan bir adam gördüm. Üzerindeki kıyafetler eski ve kirliydi, sakalları uzamıştı ama gözleri… garip bir şekilde sakindi. İnsanların görmezden geldiği o adamlardan biri gibi değildi. Sanki hayatın içinden düşmüş ama tamamen kaybolmamıştı.
Ne yaptığımı tam olarak anlamadan yanına gittim ve “Benimle evlenir misin?” dedim.
Kendi sesime ben bile inanamadım.
Şaşırdı ama kaçmadı. Uzun uzun bana baktı. Sonra sakin bir şekilde, “Neden?” diye sordu.
Her şeyi anlattım. Ailemi, baskıyı, miras meselesini… ve bunun sadece bir anlaşma olacağını. Ona kalacak yer, düzgün kıyafetler ve düzenli para verecektim. O da benim eşim gibi davranacaktı.
Bir süre düşündü. Sonra başını salladı. “Tamam,” dedi. “Ama tek şartım var… bana insan gibi davranman.”
Adının Sinan olduğunu öğrendim.
Onu önce bir berbere götürdüm, sonra kıyafetler aldım. Temizlendiğinde bambaşka birine dönüşmüştü. Üç gün sonra ailemin karşısına çıktık. Annem gözyaşlarına boğuldu, babam gururla omzuma vurdu. Sanki yıllardır bekledikleri mucize gerçekleşmişti.
Bir hafta içinde nikâh kıyıldı.
İlk haftalar tuhaftı. Aynı evde iki yabancı gibiydik. Ama Sinan düşündüğümden farklıydı. Sessizdi ama dikkatliydi. Ev işlerine yardım eder, bana saygılı davranırdı. Bazen gece oturup konuşuyorduk. Hayatını parça parça anlatıyordu ama her zaman bazı detayları saklıyordu. Yine de onun yanında kendimi güvende hissediyordum.
Tam her şey rayına oturuyor gibi görünürken, o gün geldi.
İşten erken çıkmıştım. Eve yaklaştıkça bir kalabalık fark ettim. İnsanlar bizim apartmanın önünde toplanmıştı. İçimde tuhaf bir sıkıntı oluştu. Adımlarımı hızlandırdım.
Kapıya vardığımda bağrışmalar duyuyordum devamı icin sonrki syfaya gecinz...