Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
Ali ile 13 yıllık evliliğimizi iki yıl önce noktaladık.

Ali ile 13 yıllık evliliğimizi iki yıl önce noktaladık.

Yazar: admin • 30.12.2025 16:47

Antreye yöneldim, Damla’nın okul çantasının yanındaki askılıkta asılı duran ceketimin cebine elimi attım. Zarf oradaydı. Restoranda alelacele cebime sokuşturmuştum. Sanki elimde tuttuğum şey kağıt değil de, patlamaya hazır bir bombaydı.

Mutfağa geçip tezgâhın üzerindeki loş ışığı açtım. Zarfın üzerindeki "Canım Anneme" yazısı Damla'nın el yazısıydı. Derin bir nefes alıp zarfı açtım. İçinden çıkan kart, üzerinde zarif çiçek desenleri olan, kaliteli bir kağıda basılmıştı. Ancak beni asıl ilgilendiren iç kısmıydı.

Kartı açtığımda, Damla'nın çocuksu yazısını görmeyi bekliyordum. Ama karşılaştığım şey, Ali’nin o çok iyi tanıdığım, hafif sağa eğik, karakteristik el yazısıydı.

“Hayatımın anlamı, en değerli varlığım... Belki zor zamanlardan geçiyoruz ama bil ki benim pusulam hep seni gösteriyor. Bu fırtınayı atlatacağız. Doğum günün kutlu olsun, seni ilk günkü gibi seviyorum. - Ali, Mart 2022”

Olduğum yerde donakalmıştım. Mutfaktaki saatin tik takları beynimin içinde yankılanıyordu. Mart 2022. Boşanmamızdan sadece iki ay öncesi. O dönem, evliliğimizi kurtarmak için son bir çabayla terapiye gittiğimiz, birbirimize yeniden şans verdiğimizi sandığım, hatta kısa bir "ikinci bahar" yaşadığımız dönemdi. Ali bana o dönemde umut dolu sözler fısıldıyor, her şeyin düzeleceğine dair yeminler ediyordu.

Peki bu kartı neden hiç almamıştım? Ve daha önemlisi, Damla bunu nereden bulmuştu? Muhtemelen Ali’nin çalışma odasındaki eski eşyaların arasında kalmış, verilmemiş bir hediyeydi ve Damla masumca bunu bulup bana vermek istemişti.

Ama asıl soru şuydu: Selin bunu nereden biliyordu?

Telefonuma tekrar uzandım. Selin'in numarasını tuşlarken kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. İkinci çalışta telefon açıldı. Karşı taraftan sadece kesik kesik nefes alışverişleri geliyordu.

"Selin?" dedim, sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. "Bu kart... Sen bunu nereden biliyorsun?"

Selin'in sesi boğuktu, ağladığı belliydi. "Özür dilerim," dedi fısıltıyla. "Yemin ederim o akşam amacım seni üzmek değildi. Ben... Ben sadece Ali'nin bana anlattığı hikayeye inanmak istedim."

"Ne hikayesi Selin? Bana gerçeği anlat. O kartın tarihiyle senin ne ilgin var?"

Bir süre sessizlik oldu. Sonra Selin, her kelimesi bir itiraf ağırlığında olan o cümleyi kurdu.

"Biz Ali ile dört ay önce tanışmadık. Biz o kartın yazıldığı tarihte, Mart 2022'de tanıştık. Hatta... o kartı aldığı gün yanındaydım. Bana, evliliğinizin çoktan bittiğini, sadece kağıt üzerinde kaldığını, o kartı da sadece çocukların hatırı için, 'medeni bir jest' olarak aldığını söylemişti."

Selin anlattıkça, zihnimdeki 13 yıllık evlilik ve 2 yıllık "medeni boşanma" tablosu, üzerine siyah boya dökülmüş gibi kararıyordu. Ali'nin o dönemdeki "iş seyahatleri", geç saatlere kadar süren "toplantıları", terapistteki o anlayışlı ama mesafeli halleri... Hepsi şimdi bambaşka bir anlam kazanıyordu.

Ali, evliliğimizi kurtarmaya çalıştığımızı sandığım o son aylarda, aslında hayatına çoktan Selin'i almıştı. Selin'e başka, bana başka bir hikaye anlatmıştı. O akşamki yemek, Selin'in çocuklarla tanışması değil, Ali'nin kurduğu bu yalan imparatorluğunun iki ucunu bir araya getirme cesaretiydi. Selin, Damla'nın verdiği kartı gördüğünde, Ali'nin bana yazdığı o aşk dolu sözleri hatırlamış ve kandırıldığını, kullanıldığını o an anlamıştı. Onun korkusu bana değil, Ali'nin yalanlarınaydı.

"Ben... ben bilmiyordum," dedi Selin hıçkırarak. "Sizi hala sevdiğini o kartta yazdığını o gün görmemiştim. Sadece bir doğum günü kartı sandım. Ama Damla çıkarınca... Ali'nin o günkü tedirginliğini hatırladım."

Telefonu kapattığımda mutfak sandalyelerinden birine çöktüm. Gözümden tek bir damla yaş akmıyordu. Hissettiğim şey üzüntü değil, derin bir aldatılmışlık ve bir o kadar da soğuk bir aydınlanmaydı.

Biz "örnek çift" değildik. Biz, Ali'nin vicdanını rahatlatmak için kurguladığı mükemmel bir tiyatronun oyuncularıydık. Benim "medeni" tavrım, onun ihanetini gizlemesi için mükemmel bir perde olmuştu.

Sabah olduğunda güneş yine doğacaktı. Çocuklarım uyanacak, hayat devam edecekti. Ali yine çocukları almaya gelecek, yine o nazik, anlayışlı eski eş maskesini takacaktı. Ama artık ben o maskenin ardındaki gerçeği biliyordum. O gece, sadece geçmişimle ilgili bir gerçeği değil, geleceğimi nasıl inşa etmem gerektiğini de öğrenmiştim. Artık "medeni" olmak, Ali'nin yalanlarına ortak olmak değil, çocuklarımı ve kendimi bu yalanlardan korumak için güçlü bir sınır çizmek anlamına gelecekti. O, yazılmamış bir kartın içinde saklı kalan, gecikmiş bir uyanıştı.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress