Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

39 haftalık hamileyken, kalabalık bir akşam yemeğinde oturuyordum. Nefes almak zordu, belim ağrıyordu, yanımda altı yaşındaki çocuğum huzursuzdu.

Yazar: admin • 02.01.2026 01:20

Bu, başlangıçtı.

“Gitmemiz lazım,” dedim.

“Şimdi mi?” dedi şaşkınlıkla. “Daha tatlı gelmedi.”

Gözlerimi kaldırdım. İlk kez o akşam ona gerçekten baktım.
“Evet,” dedim. “Şimdi.”

Yüzümdeki ifadeyi görmüş olmalıydı çünkü itiraz etmedi. Ceketini aldı, Hazel’i kucağına aldı. Vedalaşmalar aceleye geldi. Kimse nedenini sormadı.

Arabaya bindiğimizde kasılma tekrar geldi. Daha güçlüydü. Gözlerimi kapadım.

“İyi misin?” dedi.

“Doğum başlıyor,” dedim.

Bir an sessizlik oldu. Sonra panik. Kontak çevrildi. Hızlandı. Bir şeyler mırıldanıyordu ama kelimeler birbirine karışıyordu.

Hastaneye vardığımızda saat gece yarısını geçmişti. Koridorlar sessizdi. Hemşireler hızlı ama sakindi. Hazel’i anneme bırakmak için aramalar başladı. Ben bir yatağa alındım. Üzerimden kıyafetler çıkarıldı, monitörler bağlandı.

Saatler geçti. Zaman büküldü. Kasılmalar geldi, geçti, tekrar geldi. Bir noktada eşim yanımdaydı, elimi tutuyordu. Ama ben artık başka bir yerdeydim. Bedenimin derin bir yerinde, kimsenin benim yerime giremeyeceği bir yerde.

Sabaha karşı bebeğim doğdu.
Küçük, sıcak, gerçek.

Onu göğsüme koyduklarında ağladım. Sessizce.
Hayattaki hiçbir şey, o anki kadar net olmamıştı.

Eşim başımdaydı. Gözleri doluydu.
“Harikaydın,” dedi.

Bir şey söylemedim.

O gün hastanede kaldık. Ziyaretler oldu. Çiçekler geldi. Mesajlar yağdı. Herkes mutluydu. Hayat normale dönüyormuş gibi yapıyordu.

Ama ben dönmüyordum.

Üçüncü gün, bebek uyurken, ona baktım. Sonra Hazel’e baktım; yatağın ucunda resim yapıyordu. Sonra eşime baktım. Telefonundaydı. Bir yerlere bakıyordu.

“Ne zaman gidecektin?” diye sordum.

Telefonunu indirdi.
“Ne?”

“Yolculuk,” dedim. “Ne zaman?”

Bir an durdu.
“Bilmiyorum,” dedi. “Birkaç hafta sonra. Sen biraz toparlandıktan sonra.”

Gülümsedim. Bu gülümseme, akşam yemeğindeki gülümsemeye benzemiyordu. Daha sakindi. Daha netti.

“Git,” dedim.

Şaşırdı.
“Gerçekten mi?”

“Evet,” dedim. “Git.”

Bir şey söyleyeceğini sandı. Rahatladığını sandım belki. Ama devam ettim:

“Git. Ama döndüğünde her şeyin aynı olacağını sanma.”

Yüzü değişti.
“Ne demek istiyorsun?”

Derin bir nefes aldım.
“Ben o akşam masada bir karar verdim,” dedim. “O karar seninle ilgili değildi. Benimle ilgiliydi.”

Sessizlik uzadı.

“Ben artık yalnız başıma ayakta durabilirim,” dedim. “Bunu doğururken öğrendim. Bunu beklerken öğrendim. Sen yanımdayken bile yalnız olduğumu fark ettiğimde öğrendim.”

Gözleri doldu.
“Ben seni yalnız bırakmak istemedim.”

“Biliyorum,” dedim. “Ama yalnız bırakmak bazen gitmekle olmaz. Bazen kalıp yük almamakla olur.”

O gün bir bavul hazırlanmadı. Bir kapı çarpılmadı. Büyük bir kavga olmadı. Hayat bazen daha sessiz kırılır.

O gitti mi?
Evet, gitti.

Geri döndü mü?
Bu başka bir hikâye.

Ama ben o gün şunu biliyordum:
Artık kimsenin beni yarı yolda bırakmasından korkmuyordum.
Çünkü yolun ortasında durmayı bırakmıştım.

Ve ilk kez, gerçekten yürüyordum.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress