Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
32 yaşında bir kadınım ve ilk çocuğumu kucağıma almayı bekliyorum

32 yaşında bir kadınım ve ilk çocuğumu kucağıma almayı bekliyorum

Yazar: admin • 19.12.2025 14:39

"Hazal," dedim, ona doğru bir adım atarak. "Kutuyu sen hazırlamıştın, hatırlıyor musun? 'Bebeğin cinsiyetini sadece ben bileyim, sürpriz olsun' demiştin. Haklıydın. Gerçekten de büyük bir sürpriz oldu."

Annem hıçkırarak yere yığıldığında, bahçedeki sessizlik bozuldu. İnsanlar fısıldaşmaya, fotoğrafları yakından görmek için birbirlerini itmeye başladılar. Berk koluma dokunmaya çalıştı. "Canım, yemin ederim açıklayabilirim, her şey bir hata, o telefon..."

"Bana dokunma!" diye bağırdım. O an içimdeki tüm o bastırılmış öfke bir patlama gibi dışarı çıktı. "Bana o kirli ellerinle dokunma. Sekiz yıl Berk... Sekiz yıl boyunca sana inandım. Bu bebek için dualar ettik. Sen ise benim kanımdan olanla, en yakınım olanla beni sırtımdan vurdun."

Hazal bir cesaretle konuşmaya yeltendi: "Abla, çok üzgünüm, biz sadece..."

"Biz mi?" dedim gülerek. Bu acı dolu, histerik bir gülüştü. "Siz diye bir şey yok artık. Sen benim kardeşim değilsin. Sen, hamile ablasının arkasından iş çeviren, onun evliliğini bir oyun parkına çeviren bir yabancısın sadece."

O sırada Berk’in babası, yani kayınpederim, ağır adımlarla Berk’in yanına geldi ve herkesin önünde oğluna hayatı boyunca unutamayacağı bir tokat attı. Bu tokat, partinin sonunun geldiğinin işaretiydi. Davetliler utanç içinde, ellerindeki kurabiyeleri ve hediye paketlerini bırakıp birer birer bahçeyi terk etmeye başladılar. Kimse ne diyeceğini bilemiyordu. Başsağlığı diler gibi bakıyorlardı ama bu ölümden daha beterdi.


Akşamın ilerleyen saatlerinde, bahçe o eski görkeminden eser kalmamış bir savaş alanına benziyordu. Yerlerde patlamış siyah balonlar, rüzgârda savrulan ekran görüntüleri ve yarım kalmış pastalar vardı. Berk ve Hazal gitmişti. Onları evden ve hayatımdan kovmam sadece beş dakikamı almıştı. Berk’in kıyafetlerini balkonun aşağısına, o süslediğimiz mavi-pembe masaların üzerine fırlatırken hissettiğim o soğuk tatmin duygusu, kalbimdeki sızıyı bir anlığına bastırmıştı.

Şimdi mutfakta, tek başıma oturuyorum. Evin içi dayanılmaz bir sessizliğe bürünmüş durumda. Sadece buzdolabının o düzenli uğultusunu duyabiliyorum. Önümde duran bir bardak suya bakarken, parmağımdaki sekiz yıllık alyansın ağırlığını her zamankinden daha fazla hissediyorum. Yavaşça parmağımdan çıkarıp masanın üzerine bırakıyorum. Metalin ahşap üzerindeki o küçük "tık" sesi, evliliğimin son noktası gibi geliyor kulağıma.

Elimi karnıma götürüyorum. Bebeğim, bu fırtınanın ortasında içeride bir yerlerde hareket ediyor. Belki de o da dışarıdaki gerilimi hissetti. Kasıklarımda hafif bir sızı var ama bu fiziksel bir sancıdan çok, ruhsal bir boşalmanın belirtisi.

Detaylara odaklanmaya çalışıyorum. Mutfak tezgahının üzerindeki meyve sepetinde duran ve Berk’in en sevdiği elmaların üzerindeki tozları görüyorum. Yarın ilk işim o elmaları çöpe atmak olacak. Hatta bu evdeki ona dair her şeyi; tıraş kolonyasının kokusunu, banyodaki o turuncu diş fırçasını, okumayı yarım bıraktığı o polisiye romanı... Hepsini yok edeceğim.

Gözlerimi kapatıyorum ve o anı tekrar yaşıyorum: Kutunun açıldığı, siyah balonların göğe yükseldiği o saniyeyi. Onların yüzündeki o dehşet dolu ifade, hayatım boyunca aldığım en acı ama en adil intikamdı. Ancak şimdi, o öfke dalgası çekildiğinde, geriye sadece devasa bir yalnızlık kalıyor.

Telefonum titriyor. Annemden gelen on beşinci cevapsız arama. Hazal’dan gelen onlarca "Lütfen dinle" mesajı. Hepsini tek tek engelliyorum. Bu gece kimsenin sesini duymak istemiyorum. Sadece kendi nefesimi ve bebeğimin varlığını hissetmeye ihtiyacım var.

Yavaşça ayağa kalkıp bebek odasına yürüyorum. Duvarları daha yeni "su yeşili"ne boyatmıştık; ne pembe ne mavi olsun istemiştik, tarafsız kalsın demiştik. Boş beşiğe bakıyorum. Henüz içine hiçbir şey koymadığımız o ahşap iskelet, benim yeni hayatımın sembolü gibi duruyor karşımda. Yarın yeni bir gün başlayacak. Avukatımı arayacağım, boşanma işlemlerini başlatacağım ve Hazal ile Berk’e karşı açabileceğim ne kadar tazminat davası varsa hepsini açacağım.

Pencereden dışarı bakıyorum; siyah balonlardan biri hala ağacın dalına takılı kalmış, rüzgârda umutsuzca çırpınıyor. Artık ağlamıyorum. Gözyaşlarım o bahçede, o kutu açıldığında kurudu. Şimdi sadece soğuk bir kararlılık var. 32 yaşındayım, karnımda bir can taşıyorum ve artık biliyorum ki, en büyük ihanetler en yakınlardan gelse de, insan kendi küllerinden yeniden doğabiliyor.

Işığı kapatıyorum. Karanlık odayı kaplarken, odadaki tek ses artık sadece benim sakinleşmeye başlayan nefesim. Yarın, gerçekten de çok farklı bir gün olacak.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress