Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
3 ZENGİN GENÇ KIZ, SADE GİYİMLİ ENGELLİ KADINLA DALGA GEÇTİ… AMA BİNA ÖNÜNDE DURAN ROLLS-ROYCE HER ŞEYİ ALTÜST ETTİ

3 ZENGİN GENÇ KIZ, SADE GİYİMLİ ENGELLİ KADINLA DALGA GEÇTİ… AMA BİNA ÖNÜNDE DURAN ROLLS-ROYCE HER ŞEYİ ALTÜST ETTİ

Yazar: • 22.01.2026 15:12

Meral devam etti. “Merak etmeyin,” dedi. “Buraya ilk kez gelmiyorum. Sadece… sizi ilk kez görüyorum.”

Bu cümle, üçüne tokat gibi çarptı. Çünkü bu bir tehdit değildi. Bir hakaret değildi. Daha kötüydü: Aynaydı.

İlayda, utançla “Biz… yanlış anladık… affedersiniz,” diyebildi. Sesi o kadar kısılmıştı ki, kendi bile zor duydu.

Meral, bastonunu biraz daha ileri aldı. “Yanlış anladığınız bir şey yok,” dedi. “Sadece… hızlı karar verdiniz. İnsanlar genelde en hızlı kararlarını, en büyük hatalarını yaparak verir.”

O sırada iş merkezinin kapısı açıldı. İki güvenlik görevlisi saygıyla kenara çekildi. İçeriden şık giyimli bir adam, telaşlı ama kontrollü adımlarla çıktı. Kırklı yaşlarının sonlarında, ciddi bakışlı, pahalı bir saat takan biri.

Adam, Meral’i görünce hafifçe eğildi. “Hoş geldiniz Meral Hanım,” dedi. “Yönetim kurulu sizi bekliyor.”

Üç genç kadının gözleri fal taşı gibi açıldı.

“Yönetim… kurulu mu?” diye fısıldadı Buse, istemsizce.

Adam, gençleri fark etmemiş gibi davrandı; ama Meral’in yanındaki sessizlikte onların varlığı zaten gürültü gibiydi.

Meral, kapıya doğru bir adım attı. Sonra aniden durdu ve başını geri çevirdi. Genç kadınların yüzlerindeki korku ve pişmanlık, aynı anda görünüyordu.

“Size bir şey soracağım,” dedi Meral.

Üçü de hazır ol vaziyetine geçti. Bu sorunun kendilerini mahvedeceğini düşünüyorlardı.

Meral, sakince sordu: “Az önce benim kim olduğumu bilmiyordunuz, değil mi?”

Ceren başını salladı. “Hayır…”

“Peki,” dedi Meral. “Şimdi biliyorsunuz.”

Buse hızlıca atıldı. “Çok özür dileriz… gerçekten… biz… çok ayıp ettik.”

Meral’in yüzünde küçücük bir gülümseme belirdi. Ama o gülümseme sevinçten değil, bir gerçeği doğrulamaktan doğan türdendi.

“Özür,” dedi, “bazen insanı rahatlatmak için söylenir. Ama asıl önemli olan, aynı hatayı tekrar etmemek.”

İlayda’nın gözleri doldu. “Biz böyle insanlar değiliz,” dedi. “Sadece… bilmiyorum… saçma bir anda…”

Meral başını hafifçe eğdi. “İnsan dediğin,” dedi, “tam da o ‘saçma an’larda belli olur.”

Bir an sessizlik oldu. İş merkezinin camlarına vurup geçen rüzgâr, konuşmanın arasına ince bir tıslama gibi karıştı.

Meral, gözlerini gençlerden çekti ve içeriye döndü. Tam kapıdan girecekken, üç genç kadın arkasından seslendi.

“Meral Hanım…”

Meral durdu ama dönmedi.

Buse, titreyen bir sesle sordu: “Siz… neden… bizim gibi insanları test ediyorsunuz?”

Meral’in omuzları bir anlık yükselip indi. Derin bir nefes aldı ve sonunda başını yarım çevirip cevap verdi.

“Çünkü,” dedi, “kazadan sonra sadece bacaklarımı değil… insanlara olan güvenimi de kaybettim. Sonra anladım ki güven, körü körüne verilmez. Hak edilir.”

Meral’in gözleri, bir an uzaklara daldı. “Beş yıl önce,” dedi, “hastane odasında tek başıma kaldığım geceleri hatırlıyorum. Ziyaret etmeyenleri… aramayanları… ‘geçmiş olsun’ demeyi bile fazla görenleri. O gün şunu öğrendim: İnsanların çoğu, yanında güçlü görünürsen seni alkışlar. Ama zayıf görünürsen… bazısı seni yok sayar, bazısı da üstüne basar.”

Ceren, boğazı düğümlenmiş gibi yutkundu. İlayda, gözyaşını silmeye çalıştı.

Meral’in sesi daha da yumuşadı. “Ben kimseyi küçük düşürmek istemiyorum,” dedi. “Ama kim olduğumu bilmediğinizde nasıl davrandığınızı görmek… beni koruyor. Hayatımı tekrar, yanlış insanlara teslim etmemek için.”

Buse, “Peki şimdi… bizi affedecek misiniz?” diye sordu.

Meral, bu kez tamamen döndü. Yüzünde sertlik yoktu. Sadece kararlılık vardı.

“Affetmek,” dedi, “bir insanın içindeki yükü hafifletir. Ama affedilmek… hak edilmesi gereken bir şeydir. Bugün burada, kendi kalbinizle yüzleşin. Eğer gerçekten değişmek isterseniz… bir yerden başlarsınız.”

Üç genç kadın, başlarını önlerine eğdi. O an, lüks çantalar, pahalı ayakkabılar, marka logoları anlamsızlaştı. Çünkü ilk kez, gerçekten “kendilerine” bakıyorlardı.

Meral kapıdan içeri girdi. Arkasında yönetim kurulu salonuna giden koridor uzanıyordu. Ama onun içindeki asıl toplantı, daha farklıydı: Hayatın, insanları nasıl sınadığına dair hiç bitmeyen bir toplantı…

İçeride Meral’i bekleyen insanlar ayağa kalktı. “Hoş geldiniz,” dediler. “Sizi görmek büyük onur.”

Meral, kısa bir baş selamı verdi ve masaya doğru ilerledi. Camdan dışarı baktığında, girişte hâlâ duran üç genç kadını gördü. Üçü de yerinden kıpırdamıyor, sanki o birkaç dakikalık anın ağırlığını ilk kez hissediyordu.

Meral içinden bir cümle geçirdi:

“Belki de bugün, üç hayat değişir.”

Toplantı başladı. Meral, yıllardır emek verdiği vakfın yeni projesini anlattı: Engelli bireylerin istihdamını artıracak, erişilebilirliği geliştirecek bir yatırım planı… Sadece bir iş değil, bir yaşam projesiydi bu.

Saatler sonra toplantı bittiğinde Meral tekrar girişe indi. Şoför kapıyı açmak için hazır bekliyordu. Tam o sırada, üç genç kadın yanına geldi. Bu kez gülmüyorlardı. Fısıldaşmıyorlardı. Gözleri kaçmıyordu.

Buse bir adım öne çıktı. “Meral Hanım,” dedi, “biz… bugün kendimizden utandık. Ama bu utancı boşa harcamak istemiyoruz.”

Ceren hemen ekledi. “Vakıf projenizi duyduk… gönüllü olabilir miyiz? Gerçekten… bir şey yapmak istiyoruz.”

İlayda, sesi titreyerek “Sadece özür dilemek yetmez,” dedi. “Bunu anladık. Söz veriyoruz… değişeceğiz.”

Meral onların yüzüne baktı. Bu sefer bakışlarında bir ölçme değil, bir değerlendirme vardı. Sonra hafifçe başını salladı.

“Gönüllü olmak istiyorsanız,” dedi, “yarın sabah saat 10.00’da vakıf merkezine gelin. Orada sizi bekleyen işler var. Zor işler. Sabır isteyen işler.”

Üçü de aynı anda, “Geliriz,” dedi.

Meral, ilk kez daha belirgin bir gülümsemeyle karşılık verdi. “O zaman,” dedi, “bugün burada bitmesin. Bugün burada başlasın.”

Rolls-Royce’un kapısı kapandı. Araç ağır ağır uzaklaşırken, üç genç kadın kaldırımda sessizce durdu. Ama bu sessizlik, az önceki küçümsemenin sessizliği değil; fark etmenin sessizliğiydi.

O gün Meral’in testi sadece onların karakterini ölçmemişti.

Aynı zamanda onlara, hayatlarının belki de ilk gerçek dersini vermişti:

İnsanın değeri, üstündeki kıyafetle değil… kalbindeki vicdanla belli olur.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: