Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

15 yaşındaki kızım Leyla, mahalledeki huzurevindeki yaşlıları mutlu etmek için 40 elmalı turta yaptı.

Yazar: admin • 23.03.2026 14:49

O akşam küçük mutfağımız gerçek bir imalathaneye dönüştü. Markete gidip kalan son 300-400 liramızla en taze elmaları, tarçınları ve unları aldık. Mutfak tam bir kaos alanıydı; her yerde elma kabukları, Leyla’nın saçlarına yapışmış unlar ve evin her köşesine sinen o eşsiz tarçın kokusu… Saatlerce, sanki dünyanın kaderi o turtaların kıvamına bağlıymış gibi büyük bir ciddiyetle çalıştı. Fırından çıkan her bir tepsi, sadece birer tatlı değil, birer sevgi paketi gibiydi.

Ertesi gün turtaları paketleyip huzurevine götürdüğümüzde gördüğüm manzara, tüm yorgunluğumuza değmişti. O yaşlı gözlerdeki parıltı, titreyen ellerin pakete uzanışı paha biçilemezdi. Özellikle köşede tek başına oturan, oldukça şık ama bir o kadar da kederli görünen Selim Amca, Leyla’nın elini öyle bir tuttu ki… Sanki kızım ona sadece bir turta değil, kaybettiği tüm yıllarını geri vermişti. Leyla onun yanına çömelip uzun uzun fırıldadı, amcanın anlattıklarını dinledi. Eve dönerken dikiz aynasından arka koltukta yorgunluktan uyuyakalmış kızıma baktım ve "Reyhan," dedim kendi kendime, "hayatta hiçbir şeyin olmasa da bu kızı çok doğru yetiştirmişsin."

O gece yatağa girdiğimde Leyla yanıma gelip bana sıkıca sarıldı. "Benden asla vazgeçmediğin için, beni her şeye rağmen sevdiğin için teşekkür ederim anne," diye fısıldadı. "Asla vazgeçmem canımın içi," dedim. O an, huzurun ne olduğunu gerçekten bildiğimi sanıyordum.

Ancak sabah tam 05:12’de o huzur, kapımızın acımasızca yumruklanmasıyla tuzla buz oldu. Bu nazik bir tıklama değil, bir baskındı. Yataktan fırladım, kalbim ağzımda atıyordu. Gözetleme deliğinden baktığımda kapıda iki silahlı polis memurunu gördüm. Ellerim titreyerek kilidi açtım. "Buyurun memur bey, bir sorun mu var?" diyebildim sesim çatallaşarak.

Memurlardan biri sert bir tonla, "Reyhan Hanım siz misiniz?" diye sordu. "Evet, benim." Polisin bakışları arkamdaki koridora kaydı. "Kızınız Leyla da burada mı?" O sırada Leyla, geceliğiyle arkamda belirmiş, korkuyla tişörtümün ucuna tutunmuştu. Memur doğrudan gözlerimin içine baktı ve o kan donduran cümleyi kurdu: "Hanımefendi, dün kızınızın huzurevinde yaptıkları hakkında konuşmamız gerekiyor. Kamera kayıtları ve görgü tanıkları var; kızınızın o yaşlı adamı, Selim Bey'i, bahçedeki yapay gölete bilerek ittiği tespit edildi. Şikayetçiyiz, bizimle gelmesi gerekiyor."

Dünya başıma yıkıldı sandım. "İmkansız!" diye bağırdım, "O sadece iyilik yapmak istedi!" Ama polisler kararlıydı. Leyla ise o an beklemediğim bir sakinlikle öne çıktı. Gözlerindeki yaşları silip, "Gitmemiz gerek anne," dedi, "ama her şeyi anlatınca anlayacaklar."

Karakola gittiğimizde gerçeğin, düşündüğümden çok daha karmaşık ve yürek burkan olduğunu öğrendim. Selim Bey, meğer yıllar önce beni evden kovan, "leke" diyen babamın, yani Leyla’nın dedesinin en yakın dostuymuş. Daha da önemlisi, Selim Bey aslında ağır bir demans hastasıymış ve o gün bahçede, intihar etmek amacıyla göletin derin kısmına doğru yürüyormuş. Leyla onu turtaları verirken fark etmiş, amcanın mırıldandığı veda sözlerini duymuş. Selim Bey dengesini kaybedip keskin taşların olduğu tarafa düşmek üzereyken, Leyla onu kurtarmak, o keskin taşlardan uzaklaştırmak için tüm gücüyle yumuşak olan suya doğru itmiş.

Kamera kayıtlarını tekrar izlediğimizde, polisin "saldırı" sandığı şeyin aslında bir hayat kurtarma operasyonu olduğu ortaya çıktı. Selim Bey o soğuk suyun şokuyla kendine gelmiş, çevredekilerin yardımıyla kurtarılmıştı. Daha da şaşırtıcısı, Selim Bey’in cebinden bir not çıkmıştı. Notta, yıllar önce bana yapılan haksızlığa ortak olduğu için duyduğu pişmanlık ve tüm mal varlığını gizlice bana ve Leyla’ya bıraktığına dair bir vasiyet taslağı yazılıydı.

O sabah şafak vakti evimize düşen o korku dolu gölge, aslında yıllar süren bir haksızlığın son buluşunun habercisiymiş. Leyla’nın o 40 turtası, sadece birer tatlı değil, parçalanmış bir ailenin ve vicdan azabı çeken bir ihtiyarın son kurtuluş reçetesi olmuştu. Karakoldan çıktığımızda güneş yeni doğuyordu. Leyla’ya sıkıca sarıldım. Bazen birini "suya itmek", onu boğmak için değil, hayata döndürmek için yapılan en cesur hamledir. Biz o gün, sadece bir iftiradan kurtulmadık; biz o gün, geçmişin tüm karasını bir göletin sularında temizledik.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress