O yaşta yabancılardan korkmamız öğretilir ama bazen güvenmek, hayatta kalmak için tek yoldur. Adamla birlikte havalimanı ofislerine doğru yürüdüm. Meğer bu yabancı, yerel konsolosluklarla çalışan gönüllü bir tercümanmış. Benim gibi sessizce ve kimsesizce bekleyen çocukları nerede bulacağını çok iyi biliyormuş. Benim için sadece bir koruyucu değil, aileme hayatları boyunca unutamayacakları bir ders verecek olan otoritenin sesi oldu.
Kısa süre sonra aileme, hayatlarını karartacak kadar ciddi ve soğuk bir telefon gitti. Güvenlik güçleri, reşit olmayan bir çocuğu belgesiz ve parasız şekilde transit bölgesinde bıraktıkları için acilen geri dönmelerini emrediyordu. Havalimanına geri döndüklerinde ağabeyim bunun “sadece aptalca bir şaka” olduğunu söyleyerek kekeledi, annem ve babam ise gözyaşları içinde kendilerini savundu. Ancak yasalar karşısında “şaka” kavramı, sorumluluğun bittiği yerde son buluyordu.
O gece, ailem bir çocuğun hayatıyla oynamanın bedelini ağır bir sorgu ve yasal uyarılarla ödedi. Belgelerim düzenlendi ve bir sonraki uçuşa bindirildim. Fiziksel olarak bir zarar görmemiştim ama o gün orada öğrendiğim şey şuydu: Gerçekten güvende olduğunuz yer ailenizin yanı değil, dürüst insanların vicdanıdır. Ağabeyimin kıskançlığı ise o gün Dubai Havalimanı’nın soğuk zemininde sonsuza dek gömülü kaldı.