Kameranın kaydettiği o an, kanımın damarlarımda buz tutmasına neden oldu. Nefesim boğazımda düğümlendi ve gözlerimi ekrandan ayıramadım.
Victor yatağımdan usulca kalktı. O ruhsuz yüzüne yayılan takıntılı, ürpertici gülümsemesiyle cebinden telefonunu çıkardı ve bir görüntülü arama başlattı. Telefonun ekranını, sanki benim uyuyan yüzümü karşıdaki kişiye göstermek ister gibi hafifçe bana doğru çevirmişti. İşte tam o açıda, gizli kameram telefonun ekranını net bir şekilde kaydediyordu.
Ekranda beliren yüzü gördüğümde kalbimin atmayı bıraktığını hissettim.
Bu babamdı! Ölüm döşeğinde olması gereken, yaşatmak uğruna hayatımı, gençliğimi ve özgürlüğümü koca bir hiçliğe sattığım o çaresiz, hasta adam... Şimdi karşımda, son derece sağlıklı, yanaklarına kan gelmiş ve yüzünde neşeli bir ifadeyle duruyordu. Arka planda bir hastane odası değil, lüks bir otel odasının manzarası vardı. Elinde ise yarısı içilmiş bir viski bardağı tutuyordu.
Victor fısıltıyla, o buz gibi sesiyle konuştu: "Görüyorsun ya, derin bir uykuda. Sana söylediğim gibi, ilacın dozu kusursuz. Hiçbir şey hissetmiyor, hiçbir şey sorgulamıyor."
Babamın ekrandaki yüzü rahatladı, bardağından büyük bir yudum aldı ve o iğrenç, kan dondurucu cümleyi kurdu: "Güzel. Sözünü tutmana sevindim Victor. Peki ya benim kalan param? Kumardaki adamlara olan borcumu kapatmak için zamanım daralıyor. Ameliyat masalını kusursuz oynadık, kızımı sana tamamen teslim ettim. Anlaşmamızın geri kalanını ne zaman hesaba geçeceksin?"
O an, odanın duvarları üzerime yıkıldı sandım. Beynim duyduklarımı reddetmek istiyordu ama gerçek, bir tokat gibi yüzümde patlamıştı. Benim devasa fedakârlığım, gözyaşlarım, korkularım... Hepsi koca bir yalandan ibaretti! Babam hastalanmamıştı. Ameliyat parası denen o korkunç meblağ, aslında babamın tefecilere taktığı yasa dışı kumar borcuydu. Ve beni, öz kızını, bu borcu ödemek için lise yıllarından beri anneme hastalıklı bir takıntı duyan bu adama adeta bir eşya gibi satmıştı.
Victor ekrana soğuk bir şekilde bakarak cevap verdi: "Paran yarın sabah hesabında olacak. Ama unutma, bu kızı bana kalıcı olarak verdin. Annesine o kadar benziyor ki... Onu sadece uyurken izlemek, gençliğini ve güzelliğini annesinin bana ait olduğu o yıllardaki gibi seyretmek bana yetiyor. Uyanıkken senin o iğrenç kanını taşıdığını ve bana nefretle baktığını görmek istemiyorum. Bu yüzden hep uyuyacak. Sen de bir daha asla bizimle iletişime geçmeyeceksin."
Kayıt orada bitmiyordu. Victor telefonu kapattı, bana son kez takıntılı bir bakış atıp odadan çıktı devamı icin sonrki syfaya gecinz...