Torunum Can henüz dokuz yaşında. İki yıl önce annesini, yani oğlum Kerem'in ilk eşi Selma'yı amansız bir kanser hastalığından kaybetti. O büyük kayıptan sonra Can'ın içindeki o cıvıl cıvıl ışık da tamamen söndü. Artık eskisi gibi gülmüyor, kimseden hiçbir şey istemiyordu. Ta ki rahmetli annesinin o hafif, huzur veren kokusunu taşıyan eski kazaklarına tutunana kadar...
Sonra oğlum Kerem yeniden evlendi. Yeni eşi Aylin, o kazakların "kendi evinde" yeri olmadığını açıkça belli ediyordu. Oğlum hep "Alışmaya çalışıyor, çocuklara pek alışkın değil, ona biraz zaman verin" diyerek eşini savunduğu için başımızı öne eğip sessiz kalıyorduk.
Bir gün Can, hastanedeki hasta çocuklar yalnız hissetmesin diye, annesinin o kazaklarından tam yüz tane küçük oyuncak tavşan ördü. Selma ona hep "tavşanım" derdi. Üzerlerine "Yalnız değilsin", "Cesursun" yazılı notlar iliştirdi. İki yıl aradan sonra ilk defa yüzü gülüyor, yaptığı o güzel işle gurur duyuyordu.
Ta ki Aylin odaya girene kadar... Kutulara bakıp alaycı bir kahkaha attı. "Bunlar ne? Bunlar tam bir çöp!" diyerek Can'ın o emek kokan, anne kokan yüz küçük tavşanını aldı ve acımasızca dışarıdaki çöp konteynerine fırlattı!
Can titreyerek, sessizce olduğu yere çöküp ağlarken, oğlum Kerem beklenmedik bir şekilde işten erken geldi. Kapıda durmuş, manzarayı izliyordu. Yine karısını savunacak sandım ama tek kelime etmeden "Bir saniye bekleyin" deyip hızla eve girdi.
Can kıpırdamadı. Aylin de kıpırdamadı, sadece kollarını kavuşturmuş, haklı bir şey yapmış gibi dikleniyordu.
Bir dakika sonra Kerem dışarı çıktığında elinde sadece BİR ŞEY tutuyordu. Onu çok dikkatlice taşıyordu.
Aylin kocasının elindeki o şeye baktığı an olduğu yerde donakaldı. Kibri saniyeler içinde paramparça oldu, yüzü kâğıt gibi bembeyaz kesildi. Geri adım atarak dehşet içinde fısıldadı:
"Hayır... Bekle... Onun sende olmaması gerekiyordu!..."
Kerem'in elinde tuttuğu şey, kenarları aşınmış, siyah deri kaplı kalın bir defterdi. Üzerinde küçük, altın rengi bir asma kilit vardı ama kilit kırıktı. Bu, rahmetli gelinim Selma'nın günlüğüydü. Aylin eve ilk yerleştiği hafta o günlüğün kaybolduğunu, taşınma sırasında atılmış olabileceğini söylemişti. Oysa şimdi, Kerem'in ellerinde duruyordu devamı icin sonrki syfaya gecniz...