Hapishanede, tehlikeli bir mahkûm yaşlı bir adama saldırdı ve sırf yerinden kalkmayı reddettiği için üzerine yemek döktü… ama bir dakika sonra olanlar herkesi dehşete düşürdü.
Ağır demir kapılar yaşlı adamın arkasından kapanırken, kendini en acımasız suçluların bulunduğu o karanlık yerde buldu. Burada kimse soru sormaz, kimse sözlere inanmazdı. Herkes sadece hayatta kalmaya çalışırdı.
Yaşlı adam diğerlerinden farklıydı: zayıf, sessiz ve yorgun bakışlı. Kimse onun aslında bir tuzağa düşürüldüğünü bilmiyordu. En güvendiği kişi tarafından ihanete uğramış ve burada yalnız bırakılmıştı.
İlk andan itibaren herkes onu kolay hedef olarak gördü. Kimseyle konuşmadı, dikkat çekmemeye çalıştı… ama akşam yemeğinde her şey değişti.
Boş sandığı bir masaya oturup sakince yemeğini yemeye başladı. Fakat o masa sıradan değildi. O masa, hapishanenin en korkulan adamına aitti: ona “Güç” diyorlardı.
Kimse ona karşı gelmezdi. Merhamet nedir bilmezdi. Zaten ömür boyu içerideydi ve kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.
Güç masaya yaklaştığında ortam buz kesti.
“Kal,” dedi sertçe. “Burası benim yerim.”
Yaşlı adam sakince yemeğini çiğnedi, sonra başını kaldırdı:
“Yemeğimi bitireyim, sonra kalkarım. Birkaç dakika bekle.”
Bu sözler ortamda yankılandı. Herkes bunun büyük bir hata olduğunu biliyordu.
Güç’ün gözleri karardı. Bir anda tepsiyi kaptı ve yaşlı adamın üzerine fırlattı. Yemekler her yere saçıldı.
“Yemek bitti,” dedi dişlerini sıkarak. “Şimdi kalk.”
Yaşlı adam yavaşça başını kaldırdı. Üzerinden yemek akıyordu ama yüzünde en ufak bir korku yoktu. Sadece soğuk bir sakinlik vardı.
“Bitti mi?” diye sordu.
Bu soru, ortamda görünmeyen bir gerilim yarattı.
Güç sırıttı ve vurmak için elini kaldırdı devamı icin sonrki syfaya gecinz..…