Her cumartesi günü, kederden bitap düşmüş bir baba, beyaz çiçeklerle dolu bir demetle kızlarının mezarına gider, hatıralarını canlı tutmaya çalışırdı. İki yıl önce meydana gelen feci bir kaza, eski eşini ve iki kızını ondan koparıp almış; geride sadece üç soğuk mezar taşı ve sonsuz bir boşluk bırakmıştı. Başarılı bir iş adamıyken, kızlarının neşeli kahkahalarıyla dolup taşan hayatı bir gecede kararmış, o günden sonra yas tutmak tek tesellisi haline gelmişti.
Yine bir cumartesi günü mezarlıkta dua ederken, küçük bir kız çocuğu fısıltıyla yanına yaklaştı. Küçük kızın titreyen dudaklarından dökülen kelimeler adamın kanını dondurdu: “Bayım… Ben kızlarınızı her gün kendi sokağımdaki mavi evde görüyorum.” Adamın dünyası o an sarsıldı; bu imkansız bir iddiaydı ama kalbindeki sönmek bilmeyen umut ateşi onu küçük kızın peşinden sürükledi devamı icin sonrki syfaya gecinz...