70 yaşındaki yaşlı Stepan, yıllardır paslanmış motosikletiyle köye toz duman içinde girdiğinde tüm komşular buz kesti. Karısının vefatından sonra elini eteğini her şeyden çeken, bakımsız evi ve yabani otlarla dolmuş bahçesiyle adeta hayata küsmüş olan bu adamın arkasında, çiçekli elbisesiyle otuz yaşlarında gencecik bir kadın oturuyordu. Stepan motoru durdurup gururla, “Tanışın, eşim Lena,” dediğinde köyü derin bir sessizlik kapladı. Herkes yaşlı adamın aklını kaçırdığını ya da bu genç kadının onun parası peşinde olduğunu fısıldaşmaya başladı.
İlk birkaç gün köylüler bir skandal çıkmasını ya da kadının kaçıp gitmesini bekledi. Ancak beklenen olmadı; aksine Stepan’ın evinden yıllar sonra ilk kez taze ekmek kokuları yükselmeye başladı. Lena, on yıldır silinmemiş pencereleri parlatıyor, bahçedeki eski eşyaları ayıklıyor ve bir an bile boş durmuyordu. Köy halkı, bu “yabancı” kadının sessiz çalışkanlığını ve etrafına yaydığı huzurlu gülümsemeyi meraklı gözlerle izliyordu devamı icin sonrki syfaya gecinz...